31 Aralık 2010 Cuma

Oz'un Enleri '10

Geçen on iki aya baktığımda söyleyebileceğim tek şey, hayatın fazlasıyla tatlı ama bir o kadar da kurnazlık yapmayı sevdiği olur. Eğer koskoca bir seneden geriye canımı ciddi anlamda sıktığını hatırlayabildiğim sadece tek bir şey varsa, o senenin çok kötü geçtiğini söyleyip 2010'a haksızlık edemem. Tabii, kötü dönemlerim olmadı değil ama hemen hemen hiçbiri aklıma gelmiyor bile. Gelenlerse canımı acıtmaya yetmiyor. Özellikle mayıs ayından itibaren fazlasıyla sevimli bir yıldı benim için. Bakalım bu sene, en çok ilgimi çeken ve ödülü hakeden neler olmuş...

Senenin en güzel dizisi kesinlikle ve kesinlikle Bored to Death ! Kaliteli diyaloglar ve oyunculara sahip bu diziyi herkesin çözebilmesi pek mümkün değil aslında. Biraz farklı bir kafada olacaksın...Eğer olmazsan ve ona rağmen izlemeye devam edersen, kafaya aldığın tiplerin aslında seninle nasılda güzel eğlendiğini anlarsın. Yazık olur sonra...Tabii satır aralarını okuyabilme gibi bir yetin varsa. En irisinden bir çift meraklı göz yolluyorum bu dziye.

Bu senenin benim için en iyi müzik grubu kesinlikle Tegan and Sara'dır !..Olurda Kanada'ya birgün yolum düşerse, iki kelam etmek isterim onlarla.Tegan'a olan sevgi patlamamsa aynı düzeyde devam etmekte.Lezbiyen ikizlere buradan en sempatikvari sevgilerimi yollarım.İyi ki varsınız.Don't leave me, don't leave me, don't leave me !..Tabii yeri gelmişken söylemek gerekir ki, My Chemical Romance son albümünü biraz daha erken çıkarsaydı, bu ödül için - ki ödül falan yok- ciddi bir rakip olabilirdi. Gerçi onların yeri zaten ayrı be...

Bu senenin şarkısı...Aklımda iki tane şarkı var aslında ve ikisine de haksızlık yapmak istemiyorum. Bu yüzden, bu senenin şarkıları Unkle Bob'dan Satellite ve Fall Out Boy'un Thnks fr th Mmrs şarkıları olsun. İksi de birbirinden çok farklı tarzda şarkılar...Satellite, içinizi burkan birileri olduğunda "Hadi ordan be...Çok mu fazla gözümde büyütmüşüm ki ben bu kişileri acaba ?" demenin en güzel yoludur. İçinizi fazlasıyla acıtmaya devam eder ama diğer yandan da gerçeklerin farkına yavaş yavaş varmanızı sağlar. Thnks fr th Mmrs ise farklı bir şeydir...Kısacası; dinlersiniz, fazla mutluysanız dans edersiniz ve "Amaaan koyver gitsin be...Uğraştığım şeylere bak !" dersiniz. En saçma danslarımla selam ederim bu iki şarkıya.

Senenin en tatlı olayı, webcam aracılığıyla beraber içki tüketmeye çalıştığım ecnebi insanla geçirdiğim vakit oldu. Bir süre sonra gereksiz yere çalınan gitar ve sonrasında bir tarafın (bkz: Oz) fransızca, diğer tarafında türkçe konuşmaya çalışması oldukça eğlenceli ve aslına bakılırsa bir o kadar tatlıydı. Bu senenin özel teşekkürleri sana gelsin ecnebi insan...

Yılın hocası ödülünde değişme yok. Stratigrafi hocası ve artık bölümümüzün başkanı olan Prof. hocamız, yine bu senenin en iyi hocası oldu. Artık bilgisayara computer demeyi bırakmayı başarmasıyla, aslında ne kadar azimli olduğunu bize bir kez daha kanıtlayan Stratigrafi hocasına bu sene de benden AA gelirken, geçen senenin aksine hocadan olası bir FF değil, en azından bir CB beklenmekte...Geliştiriyorum oğlum kendimi.

Bu senenin en komik olayıysa, Bodrum'da minibüsüne binen Fransız turistlere oturmaları için ısrar eden ve durumu elleriyle anlatmaya çalışırken, diğer yandan da "stand up please...stand up..." diyen amcamızın içinde bulunduğu zor durum oluyor. Bu olay sayesinde, yarım saat boyunca aralıksız gülmemizi hatta bir süre sonra gözümüzden yaş gelmesini sağlayan, sonraki günlerde ise her akla gelindiğinde yine kahkahalarımızı tutamamamıza neden olan amcamıza teşekkür eder, konaklama ve yeme-içme ihtiyaçlarım karşılandığı sürece ücretsiz olarak temel ingilizce dersleri verebileceğimi buradan duyururum. Oku bu blogu amca...Senin diğerlerinden neyin eksik ?!

2010'un en güzel albümü...Fazla açıklamaya gerek yok. My Chemical Romance'in Danger Days The True Lives Of The Fabulous Killjoys albümü kesinlikle en iyisiydi. Ek olarakta 2010'un en uzun isimli albümü olma konusunda da ciddi bir aday olabilirmiş kendisi, yazarken anladım. O zaman, "Na na na na na na !!!" naralarını yollarım bu gruba.

Bu sene Chuck Palahniuk, beni en çok etkileyen yazar olma konusunda fazlasıyla iyiydi. Geçen senelere göre bu sene biraz daha fazla kitaplarıyla içli dışlı olduğum Romanları, her ne kadar bir süre sonra ağır bir tempoya hatta okuyanı sıkabilecek bir moda girsede, Chuck Palahniuk "Az bekle, sonlara doğru ağzın açık kalacak. Tabir-i caizse g.t gibi kalacaksın" mesajını vermesini iyi biliyor.

Bu sene beni inanılmaz derecede etkileyen film ise, orjinal adı Seulpeumboda deo seulpeun Iyagi olan "More Than Blue" film oluyor. Güney Kore yapımı olan bu müthiş film, arkadaşlığın ve her geçen gün artarak aşka dönüşen sevginin, ne kadar kısıtlanabilir olabileceğini harika bir bakış açısıyla ve sıcaklıkla veriyor. Herkese tavsiyedir...

Bo-young Lee, bu sene beni en fazla etkleyen oyuncu olsun. Bu hanım kızımız oldukça güzeldir. Güzeldir ama filmlerde ki sevimli görünüşü, güzelliğinin önüne bile geçecek kadar etkileyicidir. Eğer dikkatle izlerseniz More Than Blue filminde gözünüze çarpar ve diğer filmlerini bile izlemenizi sağlar. I am Happy ve Once Upon a Time filmlerinde başrol olmasa bile, yine de sizi kendisine hayran bıraktırmaya devam eder.

2010 yılında dinlediğim en güzel cover ise, Tori Amos'un yorumladığı Losing My Religion şarkısı oluyor. Zaten mükemmel olan ve hiçbir zaman unutulmayan bir şarkının, böylesine güzel ve sade yorumlanmasını Tori Amos'tan başka birisinin başarabileceğini hiç sanmam. Sürekli olarak dinlenilmesi zor olsa da, işin güzelliği arada bir, içinde bulunduğunuz duruma cila niyetine dinlenildiğinde ağır bir etki yaratabilmesidir.

Yılın en iğrenç esprisi ise yılın son gününde geliyor. Ev arkadaşının yaptığı "Böyle ondan geriye sayılırken kafamı doğuya doğru uzatıcam, böylece yeni yıla ilk kafam girecek." esprisi, yılın en iğrenç esprisi oldu. Ev arkaşına koskocaman bir "Yazıklar olsun !" gelirken, büyüklerimizin deyişiyle bu konuya son noktayı koymak isterim...Bir de mühendis olacaksın !

Efendim yeni yılda hiç kimseye iyi dileklerimi yollamazken, ne hâliniz varsa görün demek isterim. Genel olarak kimin kiminle ne yapacağı, yeni yıla nerede gireceği, yine ne kadar fazla içeceği, hangisinin kırmızı don giyeceği gibi şeyler zerre umrumda olmadığı gibi, önümüzdeki koskoca 365 gün içinde ne yapacağı da aynı şekilde beni ilgilendirmiyor. Bu çocuk gider...

My Chemical Romance - Sing

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder