19 Aralık 2010 Pazar

Endişelenmek İçin Çok Ge(n)ç

Belki dünyayı değiştirebilecek kadar güçlü değiliz ama kendini değiştirebilecek kadar cesaretli olabilmeli insan...Sadece kendi istediği gibi davranabilmeli...Başkalarına ayak uydurmak için değil, kendisiyle barışık olmak adına bir şeyler yapabilmeli.

Pişmanlıklarını geride bırakabilmeli mesela...Her gece ansızın uyanmaktan bıkmalı ve kendisiyle yüzleşebilmeli. Yeri geldiğinde hatasını kabul etmeli ve en büyük yanlışını bile zihninin derinliklerine gömebilmeli.

Aslında öyle bir duruma gelmişiz ki, mutlu olmak bize koyar olmuş...İnadına bardağın boş tarafına odaklanır olmuşuz. Sadece tek bir şeyin eksikliğini hissedip onun üzerine yoğunlaşmışız. Garip bir şekilde, mutlu olanları acımasızca yargılamaya başlamışız. Hayat güzel falan değil...Aksine fazlasıyla çirkin ve zor. Yine de, gülebilecek kadar şanslıyken bunu saklamanın anlamı yok.

Diğer yandan, inadına suratını asmak istiyorsan hayat hiçte zor değil. En azından mutsuz olmak için onlarca neden bulabilrsin. İşin kolayına kaçmak gibi bir şey aslında bu...

Dediğim gibi yaşamanın en kolay yolu, mutsuzluğu kabul etmektir. Çünkü, uyanık bir şekilde yatağında dönerken, soğumuş kahveni yudumlarken, hoşlandığın birisinden bakışlarını kaçırmaya çalışırken, eskilerden kendini arındırırken, dün neleri kaybettiğini ve yarının sana neler getireceğini düşünürken, kendine yalan söylerken, hatta bu yalanlarına inanacak kadar umutsuz olduğunu farkederken, başkalarını düşünürken ve her geçen gün daha fazla inkâr edildiğini anlarken, fazlasıyla yalnız kalma ihtiyacı hissederken ama diğer yandan da yanında birileri olsun ve saatlerce seninle beraber öylece otursun isterken...Ve boşa harcadığın onlarca duygu birikintisinin yerini dolduramazken, gerçekten tek umursayabileceğin şey, nefes almaya devam edebilmektir.

Avenged Sevenfold - Seize the Day

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder