12 Aralık 2010 Pazar

N'aber Ciddiyet

Çok konuşmayı severim...Karşımdaki sürekli susuyorsa, sürekli konuşabileceğime inanırım. Bunun iki sonucu vardır...Karşımdaki ya benden sıkılır, ya da kendini yabancı gibi hissetmekten yavaş yavaş kurtulur ve konuşmaya başlar. Birinci sonucu şuana kadar hiç görmedim...Şanslıyım, konuşuyorum, sıkmıyorum...

Konuşmak zor iştir...Ne hakkında, ne zaman ve hangi kelimelerle konuşacağını bilmek gerekir. Çoğu kişinin boş konuştuğu bir yerde, boş konuşmanın içini doluymuş gibi göstererek satmayı başarmak önemlidir. En sevdiğim şeyde zaten budur. Çok konuşurum ve haddinden fazla boş konuşurum. Kimse de bana dönüp, ne kadar boş konuştuğumu söylemez. Hatta eminim ki, uzun bir süre bunun farkına bile varmazlar.

Ciddi konuşmak isteyen olursa, isteyen kişilerin anladığı şekildeki ciddiyette tavan yaparım. İzlediğim filmlerin mükemmel sonlarından alıntılar yaparak hayat dersleri veririm. Çoğu kişi de beni ciddi ciddi dinler. Şaşırmamak elde değildir ama sonuçta beni dinlemeseler, aynı masalları başkasından dinleyecekleri kesindir. O zaman, o masalları kendi kelime haznemle yoğurup önlerine sunmakta hiçbir sakınca yoktur.

"Ciddi konular" olarak nitelendirilen çoğu şeyin içinde geçen diyaloglar aslında "boş muhabbetler" olarak nitelendirilen konuşmalarda geçen diyaloglardan çok daha anlamsızdır. Farkına varmazsınız çünkü kaşlarımız çatık, pür dikkat karşınızdakini ya da karşınızdakileri dinliyorsunuzdur. Oysa süslü cümlelerimizi bir kenara bırakırsak, hangi birimiz üzgün olan bir arkadaşımıza "Takma kafana" demekten başka bir şey yapabildik ki ? Çoğu ciddi konuşma, yeşilçam filmlerinden farksızdır...Giriş, gelişme farklı ama sonuç kısmı her zaman aynıdır.

Oysa her zaman aynı geyik muhabbetini yapamazsın...Kendini yenilemen gerekir. Bir müddet sonra, aynı konulardan konuşmak, aynı tadı vermeyecektir. Yaratıcı olabilmek önemlidir. Yani bu iş, ciddi konuşmaktan çok daha zordur. Diyeceğim o ki, hayata her zaman ciddiyetle bakan ve bu tarz olmayan kişileri "boş insan" olarak nitelendiren kişilerden bir b.k olmaz...Çünkü onların diyeceklerini, herhangi bir filmde, dizide, şarkı sözünde ya da güzel bir kitabın yetmiş birinci sayfasında bulabilirsiniz.

Yaratıcı olan ve konuşmayı becerebilen "boş" insanlarsa, dikkate almanız gerekenlerdir aslında. Eğer gerçekten dinlemeyi ve anlamayı başarabileceğinize inanıyorsanız yapmalısınızdır bunu. Size süslü bir alıntıyla cevap vermek zorunda değildirler çünkü en basit cümleyi bile kendileri süsleyebilecek yeteneğe sahiptirler. Bunu yapabilen insanlardan olmaktır önemli olan. Eğer sen ciddi ciddi bunları okuyorsan, ben de bu insanlardan biriyim demektir çünkü tek yaptığım, kendini fazlasıyla olgun ve bazı şeyleri aşmış olarak gören kişilere laf sokmak. İşin güzel yanıysa, bunu altı paragraftır sürdürüyor olabilmek. Çok konuşup, boş konuşmanın faydaları...En fazlada bu boş konuşmalar batar zaten insanların yüreğine...Yüreğine ?

Dediğim gibi, konuşmayı çok severim ama bazen de susarım...Bu, susmayı sevdiğim anlamına gelmez. Aksine nefret ederim ama uzun süre susabilecek kadar da sabırlıyımdır. Ancak bunun tek bir sonucu vardır...Eğer birisiyle konuşmuyorsam, emin olun başka birisiyle konuşuyorumdur. Çünkü konuşmayı çok severim...Karşımdaki sürekli susuyorsa, sürekli konuşabileceğime inanırım...Bunun iki sonucu vardır...(bkz : kısır döngü)

Nev - Benmişim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder