7 Eylül 2010 Salı

Post-İt

Eğer bir şeyi bekliyorsanız, zaman durur. Beklediğiniz şeyin ne olduğu önemli değil...Sipariş ettiğiniz bir yemek, annenizin yapmakta olduğu turta, belki telefonunuza gelecek bir mesaj ya da görmeye can attığınız bir kişiyle buluşacağınız an...İşte öyle durumlarda, yıllarınızı elinizden alırken size hiç acımayan zaman durur ve geçmemek için elinden geleni yapar.

Birisini özlediğinizde, o kişi yoktur...Uzun bir süreliğine kaybolur ve size haber vermez. Oturduğunuz yerden düşündüğünüz yüzlerce gereksiz senaryonun çok daha dışında bir yerde yaşıyordur muhtemelen. O kişinin sizi özleyip özlemediği önemli değildir çünkü sonuç olarak bunu bilemezsiniz. Yürüttüğünüz tahminler hiçbir zaman net bir sonuca varmaz.

Sevmediğiniz her şey, kendinizden bir parçadır aslında...Sevmeme nedeniniz de tam olarak budur. Kendinizden bile saklamaya çalıştığınız yüzünüz, bir başkasının bedenindedir. Bu yüzden, başkalarının, bizim sevmediğimiz şeylere sahip olmasına rağmen küçücükte olsa bir işte başarılı olmasını sindiremeyiz. İçimizden geçense tam olarak şudur..."İstesem aynı şeyi ben de yapardım"...Evet, yaparsınız, yaparız...Çünkü o nefret ettiğimiz parçalara aslında biz de sahibiz.

Söylemediğiniz her şey, bir ipucudur. Söylediklerinizden çok daha fazlasını ifade eder. Sustuğunuz her an, gizli bir dışa vurumdur. Tabii, bir de söyleyemedikleriniz vardır ki onlar en korkutucu olanıdır. İçinizde tutarsınız ve bir süre sonra unutacağınızı sanarsınız ama öyle olmaz. Aradan yıllar geçer ve o söyleyemedikleriniz, sizin en büyük pişmanlığınız olur. Söylemediklerinizin verdiği ipuçları, söyleyemediklerinizin perdesi olur ve hiçbir perde, saklanmak için yeterli değildir.

Yaptığınız her yanlış, kendiniz için yaptığınız en olumlu davranıştır...Düşünürsünüz, yargılarsınız, küfür edersiniz, doğruyu öğrenirsiniz...Ve aynı yanlış tepkiyi verebilmek için, aynı olayın bir kez daha yaşanmasını büyük bir heyecanla beklersiniz. Öğrendiğiniz her doğruysa, başkalarına aktarılmak adına kullanılabilecek güzel bir nasihat olarak hafızanıza yerleşir. Bu sayede, kimsenin size söz söyleyemediği en doğru yanlış kişi olursunuz. Bu, kendinizi kandırmak değildir...Sadece kendinizin bildiği küçük bir sırdır.

Tegan and Sara - On Directing

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder