Aradan yıllar geçse bile, insanların iletilerine "Wake me up when september ends" yazmaya devam edeceği gerçeği kabul etmek gerekirmiş. Özellikle de, sırf bunun için eylül ayının ilk gününü hatta ve hatta ilk saatini (bkz: 00:00) bekleyen insanların olduğunu görmek gerçekten oldukça garip bir durummuş.
Otobüs şoförleri, kadınlara pozitif ayrımcılığın dibine vurmuş. Daha önce hiç gidilmeyen bir yere gittiğinizde, inmeniz gereken yere gelindiğinde söylenmesini bir erkek olarak istediğinizde, lakayıt bir şekilde "Bilmiyorum orayı." cevabını alırken, eğer kadınsanız ve aynı yerin hatırlatılmasını istiyorsanız "Tabii olur." cevabını alabiliyormuşsunuz.
Tatil beldelerindeki dolmuş şoförleri, çok büyük zorluklar içerisinde mesleklerini yapıyorlarmış. Özellikle turistlerle anlaşma konusunda çekilen sıkıntı yolcuları kahkahaya boğabilirken, şoförün içten içe acı çekmesine neden olabiliyormuş. Vücut dilinin yetersiz kaldığı noktada iş kelimelerle anlaşmaya geldiğinde, Allah dolmuş şoförlerine kolaylık versinmiş.
Yine tatil beldelerinde, insan kimlik karmaşası yaşabiliyormuş. Türkçe konuşmaya çalıştığınız kişi Rus, ingilizce konuşmaya çalıştığınız kişi Türk çıkabiliyormuş. Hatta bir Türk, başka biriyle ingilizce anlaştıktan birkaç saat sonra o kişininde Türk olduğunu anlayınca, durumu bozuntuya vermeden tatiline devam ediyormuş.
Sauna denilen eziyet aracı, çok gereksiz bir şeymiş..."Gözeneklerin açılıyor, iyi gelir." laflarına kanmamak gerekirmiş. Sıcak havalardan kaçma uğruna gidilen tatilde, sıcak ötesi bir odaya girmek oldukça mantıksızmış. Gerekirse o gözenekler kapalı kalır ama o saunaya bir daha girilmezmiş.
Anladığım kadarıyla Fransızlar, kendi memleketinden kimseyi tanımıyormuş. Yaklaşık on beş Fransızın olduğu dolmuşta yapılan araştırmanın çarpıcı sonuçlarına göre; Luc Besson, Jean Reno, Nicolas Anelka, Carla Bruni, Nicolas Sarkozy, Aaron, SoKo, Gerard Depardieu gibi daha birçok isim zikredildiğinde kimse tepki vermemiştir. Kısacası Fransızlar, memleketlerine karşı Fransız kalmışlardır. Bu gereksiz espriyle de konu burada kapanmıştır.
Bir şeyin gerçekleşmesinin hayalini kuruyorsanız ya da o şeyin gerçekleşme ihtimalinin olduğunu biliyorsanız ancak bunu belirli bir tarihe dayandıramıyorsanız, o zaman günler daha çabuk geçiyormuş. Aynı ihtimalin belirli bir tarihte gerçekleşebileceğini duymak, insanın günleri hızlı bir şekilde atlamasını kesinlikle engelliyormuş. Yani, sayılı gün çabuk geçmiyormuş.
Athena - Yorulmak Olmaz
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder