8 Şubat 2020 Cumartesi

Hastalığın Bir Haftası

Geçen hafta bu saatlerde muhtemelen uyuyordum. Üzerimden kaliteli bir hastalık geldi, daha fazla barınabilecekken, barınamadan geçti.

Geçen hafta cuma günü kendini belli eden hastalığım, tüm cumartesi gününü uyuyarak geçirmeme sebep oldu. Abartısız bir şekilde, tüm gün uyudum. Başka bir şey yapabilmeye gücüm yoktu zaten. Ne zaman ayaklansam, yirmi dakika içerisinde enerjim tükeniyordu ve gerisin geriye yatağa dönüyordum.

Pazar günü ise leş gibi bir öksürükle uyandım. Hani şu kuru olanlardan ama daha beteri. Daha uzun süreli ayaklanmalarım oluyordu gerçi. Yarım saat kadar falan işte. Her boşlukta boğazımdan sıcak bir şeyler geçirmeye özen gösterdim.

Derken imdadıma dayım yetişti. Hayatımda ilk kez ayak paça içmem gerekse de, dayımın kısa sürede yaptığı mucizevi bakıcılık bana çok iyi geldi. İki saate bile varmadan, şifa neredeyse tutup kolundan getirdi, masama koydu, tembihledi. Güzel adam benim dayım. Tıpkı ailem gibi işte. Ortak yanımız ise ikimizin de daha iyi bir yaşamı hak etmiş ancak erişememiş olmamız. Canım dayım.

Turplar, kaynatılmış zencefiller, ballar, sıkılmış portakallar... hepsi işe yaradı ama pazartesi gününe de sapasağlam hale getirmedi. Öyle ki, ajansta kendimi hızlıca bir odaya kapatıp, resmen karantinaya almam gerekti. Öksürüklerim, tüm ajansı inletecek nitelikteydi. Bu işin ayakta çözülemeyeceğini anladım ve salı günü evden çalıştım. İyi de geldi.

Git gide iyiye gidiyorum. Hafif kırgınlıklar pek de lafını geçirebilecek güçte olmuyor artık. İyiyim, en azından iyiyim diyebilecek kadar iyiyim.

Hayatımın durgun bir noktasındayım ama şikayetçi değilim. Hastalığın yarattığı bir durgunluk oldu bu. Aslında iyi de oldu ama hesaplamadan gelmiş olması, alışmamı gerektirdi. Durulalım biraz. Herkes bir uzaklaşsın. Etrafımı görebileyim. The Dears'ın geliyor olduğuna geniş geniş sevinebileyim hem de hüzünleneyim.

Biraz kendimle kalayım. Biraz insan sileyim. Buna ihtiyacım var. Kendime dair en korkunç şeylerden birisi, başkalarının sesi yüzünden kendimi duyarmıyor oluşumdu. Zararsız silmeler olacak hem. Suni kalabalığın üzerinden geçeceğim sadece, hepsi bu.

Son birkaç haftadır eve dönüş yolu, nostalji yolculuğu gibi oluyor. Üzülüyorum. Kaybettiklerim, hatta bariz biçimde kaybettiğim şeye üzülüyorum. Çok güzel olabilecekken önce bilinmeze, ardından da uzak yollara itilmiş olmamıza üzülüyorum. Geri getirmek istediğim tek bir şey var hayatımda ve o da çok uzak yıllarda. İmkansıza ağıt yakıyor gibi hissediyorum. İmkansızı kendime hatırlatıp durmak hiçbir işime yaramaz, farkındayım... ama işte, kendimi duyabiliyorum ya, hazır başlamışken daha fazlasını istiyorum.

Kuzenimi arayacaktım. Yine unuttum.

30 yaş dinginliği midir bilmem ama çok şeyden bıkkınlık gelmiş, yavaş yavaş anlıyorum.

Shakira - Ojos Asi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder