16 Şubat 2020 Pazar

Gidiyor, Gitmekte Olan

Üç gün sonra yolcudur Abbas. İsitkamet Prag. Tabii gönül, tatlı tatlı gezip tozmak için gitmeyi dilerdi, soğuk hava şartlarıyla kıran kırana bir mücadeleye girişmek için değil. Olsun. Onu da hallederiz be!

Zaten şaşırtıcı bir biçimde Loki bize destek veriyor gibi. Yağmurlu görünen soğuk Prag günleri, ziyaretimize özel duruluyor ve bulutların arasından da olsa güneşini bizden esirgemiyor görünüyor. Lakin Loki bu, pek de güven olmaz. Tatlı sert oyunlarını oynamak için, şehre adım atmamızı da bekliyor olabilir.

Planlar programlar bu kez daha oturaklı. Vize için verdiğimiz onlarca euronun hakkını vermek istediğimizden midir bilmiyorum ama aylak aylak gezinmektense, neyi ne zaman yapacağımızı bilerek hareket etmek adına hummalı bir çalışma var.

İşin Prag kısmı elbet anlatılır. Benim belirtmek istediğim başka bir şey var aslında...

Dertler derya olmuş, üstüme üstüme geliyor. Görev icabı memnun etmek zorunda olduğum insanlar var. Gidenlerin yerini doldurma sorumluluğum, hatta bazen gitmesi gerekenlere karar verme zorunluluğum... Yeni gelenlerin kolayca adapte olmasını sağlama gereksinimi, günlük operasyonların seyrini yolunda tutarken, yeni üretimler için açık olması gereken zihnin beklentisi...

Lakin belirtmek istediğim bu da değil aslında...

Kendime kulak verebilmeye yavaş yavaş başladım. Hızlı ilerlemiyor ama en azından hareket ediyor olduğunu hissetmek bile şahane. Yeniden yazabilmek, üstelik eskiye göz kırpan bir tarzda yapabiliyor olmak... Dertleri toplasam, buradan köye yol olsa kaç yazar dedirtiyor bana! Kendi sesimi duyabiliyorum ya, o yetiyor işte. İstediği kadar uzaktan, istediği kadar kısık, istediği kadar yankılı gelsin. Duyabiliyorum.

Şimdilik tamamlayamıyorum yazdıklarımı ama olsun. Başlangıcını yapabiliyor ve kurgusuz, belirsiz bir yola korkusuzca çıkabiliyorum. Zihnimi tamamen serbest bırakıyorum, kendimi ona teslim ediyorum. Yazıyor... gözlerimin önünde çatır çatır üretiyor. Nereden aklına geldi şimdi bu diye sormuyorum. Nereye, nasıl bağlayacağını bilip bilmediğini sorup, ortalığı bulandırmıyorum. Heves etmiş, bırak yazsın diyorum işte. Nefesi yetmiyor sonunu getirmeye. Yine de yazıyor. Moralini bozmadan, yazıyor.

Sanırım o da farkında. Eğer ona şans vermeye devam edersem, yazdıklarının sonunu getirebileceğinden şüphesi yok. Benim de öyle.

Filmlerle barışıyorum, gitarıma yeniden kulak veriyorum. Kitaplarla aramı düzeltmeme ramak kaldı, kolladığım doğru zamanın yaklaştığını hissedebiliyorum. Kısacası, çaktırmadan kendime yeniden dönüyorum. Hal böyleyken, dertlerim dertlensin. Benim tasalanacak pek de bir şeyim kalmıyor.

Ne güzel.

Yalın - Olmasa da Olur

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder