14 Ocak 2020 Salı

Youtube Rapçisi

Adım Oz ve 30'lar Kulübü'ne adım atalı yirmi altı gün oldu... bana bu yaşta, kendi rızamla Ezhel, Reynmen ve hatta Enes Batur dinlettirdiler.

Yaptığın işi sahiplenmek bu olmamalıydı, en azından bu kadar olmamalıydı. Yine bir konkur dönemindeyiz ve elbette işin sosyal medya kısmının örülmesi adına ekipten dahil edilen kişi ben oldum. Fakat bu kez farklı bir şekilde, farklı bir amaçla.

Direkt olarak ajans başkanı tarafından kuruldu bu ekip. Marka büyük, markanın parası da öyle. E hal böyle olunca, çekirdek kadro ekip tercih edildi. Gururum okşanmış olabilir, son zamanlarda yorgunluktan o kadar bitkin hale geldim ki, fark etmemişimdir.

Ekip kurup, yönetmem istenmiyordu bu kez. Sadece ben olacaktım. Lakin süreç içerisinde işlerin gidişatı benim için ilginç bir yön almaya başladı. Nitekim, sosyal medya neredeyse hiç konuşulmuyor, yalnızca kreatif yollar üzerinde duruluyordu. Hâlâ da bu şekilde ilerlemekte.

Peki ne oldu? İki adet uzun vade strateji, bir adet dönemsel iletişimi çalışıldı. Çizilen uzun vade yollardan biri ise popüler kültürün tüketmeye doyamadığı rap müzikti. Olayları uzaktan izliyor, hala uslu uslu sıranın bana gelmesini bekliyordum ki, kreatif direktörden gelen bir mail, beni hem heyecanlandırdı hem de biraz şaşırttı.

Mailde yalnızca ben ve kreatif ekip lideri vardı. Konkurda sunulacak rap müziğin sözleri üzerine çalışmamız isteniyordu. Şaşırdım. Şaşırdım çünkü normalde bu kısım sosyal medya departmanından asla istenmezdi. Heyecanlandım. Heyecanlandım çünkü ajansın iki numarası olan bu kişi ile dört aydır iç içe çalışıyor olmanın meyvelerini adım adım topladığımı bir kez daha gördüm. Sanırım her geçen gün bana olan güveni artıyordu. Bahsettiğim kişi, bugüne kadar aldığı ödülleri dizse, buradan köye ciddi ciddi yol olabilir. Öte yandan, bu ajansta kalıyor olmamın en önemli sebebidir kendisi. Böyle bir kişi tarafından, kreatif çalışmaya bodoslamasına dahil edilmek tatlı bir his.

Olay da burada patlak verdi işte. Bu fırsatı tepemezdim. Denemem gerekiyordu. Test ediliyordum, açık ve net. Hem, kendimi de test etme şansıydı bu. Kendime dair yitirmeye başladığıma inandığım yetilerimden biriydi, bir şeyler karalayabilmek. Ak g.t, kara g.t ortaya çıksındı işte!

Çıksındı, çıkmasına da, rap benim neyimeydi! Ben ancak dalgasını geçer, ortamlarda 'bana on kelime ver, sana beş dakikada Ezhel şarkısı yazayım' derdim. Yazıyorum da bu arada he. Beni test etmek iseyenleri yorumlara bekliyorum arkadaşlar! Öf, gördün mü bak, işin sonunda yanlışlıkla Youtuber oldum işte.

Yapmam gerekeni yaptım, önce Ezhel açtım. Yetmedi, dijital tüketim ünlülerine geçtim. Reynmen, Berkcan Güven, Enes Batur, Allah ne verdiyse dinledim! Etkilenmemek namümkü çocuklar. Tabii, olumsuz anlamda.

Öyle dalga geçmeye benzemezdi bu iş. Ortada bir brief ve yazılan sözlerin doğrudan iletileceği bir kreatif direktör vardı. Kafamda beliren dizeleri, alakalı alakasız yazdım. Parçaları birleştirdim, kendimce ritmimi tuttum. Yarım saat sonra ortaya bir adet rap şarkısı çıkmıştı. Gerildim. Söyledikçe kulağıma biraz daha hoş gelmeye başlamıştı. Kendime fazla mı güvenmeye başlamıştım? Bilmiyordum. Bildiğim tek şey, cesur olmam gerektiği ve gelmesi muhtemel olumsuz yorumlara, daha duymadan boyun eğmemem gerektiğiydi. Açtım outlook'u, ektedir dedim yazdıklarım. Yorumlarınızı beklerim demeyi de ihmal etmedim.

Salı günü iki toplantıyla geçti. Ajansa geldim ve tedirginle beklemeye koyuldum. O esnada eşek yüküyle operasyonu yürütmeye de devam ettim tabii. Her neyse, geldi bizim kreatif ekip lideri, Uğur abi toplantı odasına çağırıyor dedi. Bir kreatif direktör, bir kreatif ekip lideri, bir metin yazarı ve şahsım bir adet sosyal medya ekip lideri oturmuş, bildiğin kreatif yolu örüyorduk. İlginçti.

On dakika geçti, mevzu geldi sözlere. Yazdığını çok beğendim dedi, koskoca Uğur abi. Markanın imaj şarkısı olarak sunalım dedi. Yalnız dedi, bazı dizeler RTÜK'ten yasak yer, TV'ye çıkamayız dedi. Oraları tıraşlamak gerekir dedi, bir göz atarsın dedi. Dedi de dedi işte, ben o esnada içimden 'hass.ktir, nasıl yani, kabul edildi mi yazıklarım?!' demekle meşguldüm.

Velhasılkelam, kendime bir şeyleri tekrar hatırlatabildiğim için keyifliyim. Olumluya bir adım atmak istiyorsam, olumsuza göğüs germem gerektiğini kendime söyleyip duruyordum. Nihayet uygulamaya geçebilmiş olmak güzel. O odada, yazdıklarımın kullanılmayacağı, sebepleri ile birlikte söylenebilirdi. Gocunmazdım. Bir kere o adımı attım ya, aksine bir sonrakine derslerimi çıkarmış olurdum.

Şimdilik işin sadece kreatif örgüsünde rol alıyorum gibi görünüyor ama son dakika golü yiyerek, sosyal medyasını örmem gerektiği söylenebilir. Şaşırmam. Güzel de gol yemiş olurum. Dur bakalım, konkur perşembe günü. Her şey bugün netleşmeli.

Lakin, bu işin yan etkisi olarak iki gündür Youtube Rapçisi karakterimle başbaşayım ve mekanı kolay kolay terk edeceğe de benzemiyor.

Yine işimden bahsediyorum, biliyorum ama durum farklı. Aslında her şey, işim esnasında hatırladığım kendimle alakalı.

Bana Enes Batur dinlettiren iş, benim tatlı juniorlarıma neler yapmaz be hayat.

Lissie - When I'm Alone

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder