20 Mayıs 2015 Çarşamba

Dangalak!

Bu aralar keyfim yerinde. Üç beş parça yazma kabiliyetimi harcadığım daha özel ve güzel yerlerin olması da keyfime keyfi katıyor. Lakin emektar sırdaşımı da boşlayacak değilim.

İki seneye kalmaz, taşınırım İzmir'e diyorum. Hatta belki taşınırız, ne hoş olur. En azından, güzelim memleketin burnu havada topluluğunu tamamen çekilir kılabilir.

Güzel bir insanı kaybettik. Ailemizde, hayallerinin peşinden azimle koşmayı başaran ve sonunda da hayallerini gerçekleştirebilen belki de tek kişiyi...ve hayalinin tam ortasında ölmeyi başaran tek kişiyi. O yüzdendir ki; itiraf etmem gerekirse kimi zaman tebessüm kokan üzüntülerim oluyor.

Başkalarının hayatına seyirci kalmak yerine, naif bir hayat kurmaya gayret etmek ne güzelmiş. Sonuçta, iki türlü de harcanan vakit aynı. Ha, eğer boşa harcayacak daha çok zamanınız olduğu düşünüyorsanız orası ayrı. Zaten dangalaklara hitap etme konusunda hiçbir zaman iyi olamamışımdır.

Aklıma geldikçe güldüğüm, anlattıkça ise kahkahaların duyulduğu bir hikayeyi paylaşacağım. Zaman aşımından dolayı bu tarz şeylerin anlatılmasında sorun olmamalı.

Eski ilişkilerimden birinde, çok fena terk ediliyordum...ama öyle böyle değil. 16-19 yaş grubu ayrılmalarına taş çıkartacak küfürler filan yiyorum. Hem de her makul cümlemin karşılığında yiyorum bu küfürleri. En sevdiğim uzuvlarımdan biri olan, kışkırtmasını bilen sivri dilimi öyle bir yontarak konuşuyorum ki, ben bile şaşkınlıklar içerisindeyim.

Neyse, sonuç olarak klasik cümleyi duydum, 'BENİ BİR DAHA ARAMA, RAHATSIZ ETME!'...ve dediği gibi de oldu.

Sonra azizim, aradan çok aylar geçti ve telefonum anlamsız yere çaldı...elbette o kişi tarafından. Detayları geçecek olursam, şöyle bir konuşmanın fitilini ateşledim;

"Seni rahatsız etmememi istedin ve ben de etmedim"
"Evet yani, hayret. Nasıl dayanabildin aramadan, tebrik ederim"
"E...iyi de...arama dedin?"

Gördünüz mü? Hayat aslında çok basit. Mesela 'dil' denilen iletişim aracı da oldukça kullanışlı. Yeter ki vazgeçilmez olduğunuzu düşünmeyin.

Şimdi ben 'dangalak' gibi tüm o süreci bağımlı yaşamaya kararlı olsaydım, şimdi nasıl tüm yorgunluğuma rağmen gülümsüyor olabilirdim? Sonra, korkularımın üzeri nazik dokunuşlarla nasıl örtülebilirdi?

Neyse - Söz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder