10 Ağustos 2014 Pazar





Zamanında, muhtemelen büyük bir masumiyetle çekilmiş olan bu fotoğraf, anın ötesine geçip yalnızca görünene baktığım vakit bana 'gitmeyi' anımsatıyor...çünkü ne denli bir bağlılıkla peşinden gitmek, hatta elinden tutabilecek kadar yakınında olmak isteseniz de, çıplak ayaklarınızda yaralar açılacak ve yorgunluğu elbet hissedeceksinizdir.

Bir zamanlar parçası olduğum anların ötesine geçip, dondurulmuş karelere yabancının ilk gözüyle bakabilmek ne güzel.

"These photographs mean nothing
To the poison that they take"

Çok geçmedi Zeus'u yeniden düşünmemin üzerinden. Yine bir cuma gününe denk gelmesi ne garip. Umarım o gün, yapmış olduğu başka bir hatanın diyetini ödemek adına göndermemiştir, yağmur damlalarının içine doluşan insandan yapım aromaları. Ya da başka bir sinsiliğin peşinden koşmamıştır...

Elbette Zeus'a hâlâ teşekkür etmeyi ihmal etmiyorum. Uğraşmış olması bile güzeldi. Yine de bir Tyche kadar olamadı.

Cebimde yeni hikayelerle geldim. Otobüs yolculuğumda hepsiyle teker teker ilgilendim, harmanladım, birkaç adım ileriye götürdüm. Hele bir tanesi, tam ihtiyacım olanın üzerine geldi. Umarım günün birinde, belki bundan seneler sonra, hikayemin baş kahramanıyla tekrar karşılaşabilir ve ona en içten teşekkürlerimi edebilirim.

Bir de, gece vakti denize girmeyi nasıl özlediğimi anladım. Bir teşekkür de bunun için edilmeli.

The Hat ft. Father John Misty & S.I. Istwa - The Angry River

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder