Vize Hazırlık Haftası'na pek bir hareketli ve eğlenceli girmiş olmanın ardından, hasta olmak üzere olmamız hoş olmadı. Hasta değiliz, olabiliriz. Olabiliriz, olabiliriz. Yüzde elli olabiliriz. Olabiliriz, olabiliriz.
Nazan Öncel'i ayrı severim.
Beklenen kısa sınav gerçekleşti ve ben "AHHAHAHAHAHA GERİZEKALILAR YAAA!!!" diyen taraf oldum. Üşengeç hocamız sağolsun üzmedi bizi. Geçen sene ne sorduysa, aynısını esirgemeden sordu. Gerçi, adam yine uğraşmış ve soruların yerini değiştirmiş. Takdir edilesi.
Sınavdan yaklaşık iki dakika önce 'ya aynı soruları sormazsa' tedirginliği yaşandı...
Oz: Lan, aynı soruları sormazsa n'apıcaz?
U: Salla kanka! Bir oyna, iki oyna! Handikaplı oyna! Çifte şans oyna arada, iki tane şık işaretle! Aklına ne geliyorsa, ona oyna!
Y: Senin belgeseli çekeriz işte.
Oz: Şimdi benim şöyle bir teorim var. Bu adam soruları değiştirse bile, cevap anahtarını değiştirecek kadar uğraşmaz. Biz yine, geçen senenin cevap şıklarını işaretleyelim.
Y: Olabilir lan. Zaten elimizde sallamalık bir veri de yok.
Oz: Oğlum, damarlarımda gezen öğrencilik ruhunu öylesine derinlerde yaşıyorum ki şuan! Tam bir pislik öğrenci olduk ve bu harika! HOCANIN ODASINA GİRİP, FİNAL SORULARINI DA ÇALSAK MI LAN!
U: Easy, easy.
Kağıtlar dağıtıldı ve karşıma aynı soruların çıktığını görünce, aklıma ehliyet sınavım geldi. Sınavdan bir gün önce, geçmiş senenin sorularına bakmıştım ve sınav günü de sorulardan ziyade, cevaplarını okuyarak doğru seçeneği işaretlemiştim. Bu sınav da aynen öyle oldu.
Bir ara kendime "Oğlum, çok hızlı gidiyorsun, asistanın içine kurt düşecek bak. Zaten sana kıl! Az ağır ol" dedim. Beş saniye soruları okurmuş gibi yapıp, cevabını işaretledim.
Efendim, sınav sonuçları açıklandı ve biz grupça kısa sınavdan da, ödev sınavından da 90 aldık. Delikanlı adama da 90 almak yakışırdı zaten. Hepsini yapsaydık, bu diğer arkadaşlara çok büyük haksızlık olurdu.
Tamam lan, demek ki o yanlış yaptığımız toplam iki soru, geçen seneden bize gelen cevap kağıdında da yanlış işaretlenmiş. Ne yapalım yani!
Çok zevkli bir sınavdı. İkinci öğretimlerle filan bir daha girmek istedim sınava. Aynı sınava günlerce girebilirdim. Çok tatlıydı lan. Son derece naif ve huzur doluydu.
17 LİRA VERİP KİTAP ALAN GERİZEKALILAR DA GİTMİŞ 50-60 NEYİN ALMIŞ AHHAHAHAH!!!...evet, herneyse.
Biz işte böyle arkadaşlık satın alırız. Maddiyatla değil, maneviyatla kazanırız hayatta. Yalnız, elimizde final soruları yok, o biraz sorun yaratabilir tabii.
Vize sorularını da beklediğimiz kağıttan sorarsa, çok makbul geçecek. Aslansın sen hocam, koçsun! Kaplansın, zebrasın, gökte uçan martısın! Sorarsın sen yine aynı soruları çünkü arımsın, balımsın!
Prospeksiyon kelimesine karşı beslediğim sevgi, her geçen gün biraz daha artıyor.
Yoğun geçecek olan üç haftadan bahsetmiştim, biz onu dört yapalım. Kısa Sınav Haftası, Vize Hazırlık Haftası ve Vize Haftası'nın yanına bir de Bitirme Tezi Haftası eklensin. Vakit yaklaşıyor ve bizim elimizde bitirmeye dair henüz hiçbir somut çalışma yok. Hazır haftalarımızı birer birer öldürmeye başlamışken, bir hafta daha öldürmekten zarar gelmez.
Bu durumda tüm Kasım ayını, üniversiteye hibe etmiş oluyoruz. Sonra da Aralık geliyor zaten. Gelsin. Bir dakika bile düşünmeden, koşar adımlarla gelsin hem de.
Muse - Citizen Erased
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder