23 Ağustos 2011 Salı

Aşk

Bu aralar çok fazla aşık oluyorum ve kısa süreli ilişkiler yaşıyorum. Mesela en son ilişkim yaklaşık dört dakika sürdü ve tek taraflı bir mutluluktan ibaretti aşk yaşantım. Önümde yürüyen kızıl saçlı turist kızın bu durumdan haberi yoktu. Oysa ben, o dört dakika içerisinde sevginin verebileceği tüm mutluluğu yaşamıştım. Fotoğraf çekmek için durduğunda yanında geçip gitmek zorunda kaldım ve ilişkimizi sonlandırdım. Kavgasız, sessiz ama huzurlu bir ilişkiydi bizimkisi. Sevmiştim ve severekte ayrılmıştım.

Vapuru beklerken gördüğüm dövmeli kızdan bahsedelim. Dört dakikadan daha uzun sürmüştü habersiz sevgim. Yaklaşık on iki dakika falan...Elinde tuttuğu kafesteki kedi pek hoşlanmadı gerçi bu durumdan. İlişkimizi onaylamadığını bakışlarıyla anlatıyordu bana. Yine de aşk bu işte, insan karşı koyamıyor. Kaydıraklardan farksız burnu beni benden almaya yetiyordu. Oysa bir kere bile yüzyüze gelmemiştik ama farketmezdi. Benim için, o masum duruşu yeterdi. Vapurdan inip yollarımız ayrıldığında, onu son kez gördüğümün farkındaydım. Ayrılık vakti gelmişti. Her ne kadar bu durumu kabullenemesemde, tartışıp onun kalbini kırmak istemedim. Sadece gitmesine izin verdim, hepsi bu.

Zemin etüdü çalışmalarını izleyen yüzlerce yaşlı amcanın arasından sıyrılıp, meraklı gözlerle olup biteni izleyen Rus güzeline gelelim. Dakikalarca, yapılan şeyin tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışmasını ve en sonunda bana sormaya karar vermesini anlatayım. Belki de en kötü sona sahip olan aşk maceramın başlangıcıdır bu...Dakikalarca sohbet etmek için bildiğim bütün ingilizce kelimeleri seferber etmiştim. Adını, uyruğunu, yaşını öğrendikten sonra ettiğimiz güzel sohbetin ardından beni aldattığını öğrendim. Adalara tek başına gideceğini düşünürken erkek arkadaşının gelmesi, içinden çıkması zor bir hayalkırıklığına itmişti beni. Böylece, aşkın acı tarafıyla da tanışmış oldum. Aldatılmayı öğrendim. Oysa bu durum Masha'nın umrunda bile değildi. Bana ve sevgimize veda ederken yaptığı tek şey teşekkür etmek ve oradan uzaklaşmaktı.

Kafamdaki barete rağmen gözlerini benden alamayan Hollandalı kızın yeriyse ayrıdır bende. Uzun zaman sonra karşılıklı aşk yaşadığım ilk insandır muhtemelen. Baretimi çıkarıp, henüz alışamadığım kısa saçlarımı düzeltmeye çalışıyorsam, demek ki ben de ona aşık olmuşumdur bir süreliğine. Adalar vapurunu beklerken bana iki kez gülümsemesi ise apayrı bir huzur doldurmuştu içime. Yanmış ensemi görmesine rağmen, bu durumu kafasına takmadığı belliydi. Yanıma gelip yalandan yardım istemesiyse, ilişkimize "aşk" adını koymam için yeterdi. Bu sefer de benim terk etmem gerekti birisini. Yerin 33.80 metre altından çıkan gri, ince-orta taneli, zayıf-orta zayıf kumtaşını tanımlamak ve RQD,SCR,TCR değerlerini yazmak için stajımın başına dönmek zorundaydım. Aslında elbet geri dönecektim ama o an, ayrılmak zorundaydım. İşim bittiğindeyse Adalar vapuru çoktan gelmiş ve aşık olduğum kızı benden almıştı.

Benim bir listem var. En güzel gözlere sahip insanlar listesi...Mavi gözlülerin listeye girmek için birçok kriterden geçmesi gerektiği, yeşil gözlü insanların ise Joe Purdy kontejanından listede kendine kolayca yer bulabildiği bir listedir bu. Diğer renklerdeki gözlerinse şansı oldukça azdır. Yorucu bir staj gününün ardından eve dönmek için bindiğim vapurda, bu listenin üçüncü sırasına yerleşmeyi başaran bir kıza aşık olmuştum. Sadece gözleri bile, ona aşık olmam için yeterliydi ama o daha fazlasına sahipti. Ten rengi, mükemmele yakınsayan gülüşü ve hayatı umursamayan giyim tarzı o kızın artılarıydı. Tek sorun, yanında erkek arkadaşının olmasıydı. Aptal bir bıyığa ve ergenlikten kalan sivilcelere sahip olan erkek arkadaşı, aramızdaki en büyük engeldi. Pes ettim...Ben dışarıda otururken o kız, camın arkasından beni izliyordu...Tamam belki de dışarıya bakıyordu ama bana baktığını düşünmeyi tercih ederim. Yine de yapamadık. Onu, erkek arkadaşından ayrılması için zorlamanın yanlış olacağını düşündüm ve aradan çekilmeye karar verdim. Vapurdan indiğimizde, ben ve platonik duygularım evimin yolunu tuttuk.

Aşık olmak bu kadar kolaydır işte. Uzun metrajlı sevgiyi hissetmedikçe hiçbir önemi yoktur. Charles Bukowski "Aşk, gerçekliğin ilk ışıklarında yok olacak bir sistir" der. Acaba yanlış mıdır ?

Athena - Uyanınca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder