13 Mayıs 2009 Çarşamba

Bazen Başlığa Gerek Yoktur

Hayatımın n-5. gününde, hayatımın n-n. saçmalığını yazmak istiyor canım ama saçmalayacak kadar bile toplu değil cümleler. Bu yüzden bende vazgeçtim saçmalamaktan...En azından elimde birkaç toplu ve mantıklı cümle kalmıştır. Son kozumu oynamak zorunda kalmışçasına, onları kullanmaktan başka çarem kalmıyor.

Bir tablo verseler sana...İstediğin gibi boyamana izin verseler ama şart koşsalar. ''Çizilmiş olana karışmayacaksın. Sadece boya. İstediğin kadar rengarenk yap bu resmi. Özgürsün.'' deseler. Ne kadar özgür olabilirsin acaba ? Ya da boyamak ne kadar mutlu eder seni, çizilmiş olana bakıp gözyaşını akıtırken ?

''Kötü bir gün ha ?'' diye başlayacak olan bar konuşmam hâla zihnimde kazılı. O konuşmayı yapacağım güne kadar orada kalacak. Unutkanlığımın yüksek seviyeye ulaştığı şu zamanlarda unutmayacağım tek şey o konuşma olacak gibi.

Değiştiğimi göstermek isterdim. Birçok kişiye...Anlatmak isterdim. Nasıl değiştiğimi değil. Sadece anlatmak isterdim birşeyleri. Zaten o zaman anlaşılırdı ne kadar değiştiğim. Eskiye dönük hiçbirşey değişmezdi biliyorum ama yine de karşımdakinin neler kaçırdığını göstermek isterdim. O sırada da benim neler kaçırdığımı görmek isterdim.

Belki Türkiye 36. sı olan o çocuk ben değilim. Belki herkesin hayalindeki 3-5 üniversiteden birinde okumuyorum. Konuşmak isterdim bu yüzden. Türkiye 36. sına dünya görüşünü sorduklarında eli ayağı titreyip, heyecan yapıp ''Ü-ü-üstten basık yanlardan şişkin. Ayrıca çevresi 40075.16 km. ve toplam alanı 510.072 milyon km kare.'' derken, bana aynı soruyu sorduklarında kurabildiğim mantıklı cümlelerimle konuşmak isterdim. Mongol-çalışkan insanla, mantıklı-zeki insan arasındaki farkı göstermek isterdim. Ha yeri gelmişken, dünya ile ilgili bu bilgileri bir yerden bulmadım. Okuduğum bölüm gereği zaten bilmek zorundayım. (bkz: jeofizik mühendisliği).

Ayrıca şu hiç çalışmayıp(!) gerçekten güzel bir okul ve bölüm kazanan insanlarla dalga geçmek isterdim açıkça söylemek gerekirse -ki geçiyorum da ama onların anlayamayacağı kadar ince dokunduruşlar yapıyorum. Bu konuda iyiyimdir.-. Mesela ben ''Fazla çalışmadım.'' dediğimde (Çok büyük marifetmiş gibi !), karşımda duran o iyi bölüm iyi okul çocuğu ''Ben de fazla çalışmadım.'' der. Altta kalmak istemez. Daha sonra ekler...''Günde X(200-400 arasıdır) soru filan çözüyordum işte.'' Ardından bana sorar sen kaç soru çözüyordun diye. Verdiğim cevap şu olur...''Ben de işte iki ayda toplam X kadar soru filan çözüyordum.''. Tekrar belirtiyorum ki bu kesinlikle övünülecek ya da marifet sayılacak bir durum değil. Demek istediğim, yani eğer Türkiye 36. sı olup hâla hayatla ilgili konuşabilecek birçok şeyin varsa, hâla filmlerden müziklerden konuşabilecek durumdaysan, dışarı çıkıp dolaşmanın ne olduğunu unutmadıysan eğer, niye şu bende fazla çalışmadım geyiğini yaparsın ki ?

Son iki paragrafı toparlamam gerekirse şunu diyebilirim. Kendinize has saçma sapan ölçü aletlerinizi bir kenara atın. Bu yüzden bugüne kadar eminim çok şey kaçırdınız, kaçırdım, kaçırdık. Böyle devam edersek eğer, kaçırmaya da devam edeceğiz.

Kimse mükemmel değildir. Herkes, herkesi bir konuda elbet alt edebilecek kadar bilgili ya da yeteneklidir. Senin mükemmelin, benim acıdığımdır. Bu konuda söyleyeceklerim bitti...

Yenilgi almak güzeldir bazen. Sorun yoktur, herşeyi kazanmak zorunda değilimdir. Bazen yenilmekte mutluluk vericidir. Şansını yeniden denemek için açılmış bir kapıdır. Aldığın her yenilgi sırasında, karşında duran buz kütlesini biraz da olsa eritmeyi başarabiliyosan eğer, sonunda kazanacaksındır. İşte o zaman tüm yenilgilerine değecektir. Evet hayat pes edemeyecek kadar kısa ama yenilgilerini biriktirip ders alacak kadar da uzun.

Başta saçmalamayacağımı, elimdeki birkaç mantıklı cümleyi kullanacağımı söylemiştim farkındayım. Üzgünüm...Kandırdım.

Gary Jules - Falling Awake

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder