On gündür geçmek bilmeyen hastalığımdan geriye ansızın ortaya çıkan baş ağrısı ve boğaz gıdıklayan öksürüğüm kaldı. Yine bir şeyler ertelendi, bahaneler türetildi, Oz hiç değişmedi.
Ne tarafa baksam memnuniyetsizliğimi görüyorum. Kendimde, evimde, işimde... bu kadar. Daha fazlası yok zaten hayatımda. Memnuniyetsizliğimin en büyük sebebi de bu aslında.
Ve ne tarafa baksam hüzün görüyorum. Manzarasız manzaram başrolü çekiyor bu konuda. Sanırım buzdolabım ikinci sırada. Üçüncü sırada ayna mı yoksa komodindeki göz bandı mı var, çok emin değilim. Hoş, bugün TV sehpasında yalnız başına kalan maske de listeye bir yerlerden girmek istiyor gibi bakıyordu bana. Çalıştığım yerin eğlence dolu alkolünde bile sadece sahteliği görüyorum. Bazen, bakmama dahi gerek kalmadan, bir anda bir şarkı çıkıveriyor karşıma. "Öyle kolay çıkmak yok bu hikayeden" diyor. Oysa hikaye bile çoktan bitti, kendisini imha etti, kimsenin zihninde bırakmadı izini.
Çok planım var kendimle ilgili... ama haliyle, artık 35'ine merdiven dayamış olan Oz da "ne zaman?" diye soruyor, inancını kaybetmiş bir ses tonuyla. Hem zaten planlar bir yana, ben nereden bilebilirdim her şeyi yeniden inşa etmem gerekeceğini.
Çok isterdim anın tadını çıkarabilmeyi.
Çok üzülüyorum mutluluğu kendime asla kendi ellerimle bahşetmediğim için.
Ve çok özlüyorum... çok özlüyorum ama hiç teşekkür edesim de gelmiyor.
Yalın - Ki Sen
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder