Herhalde yıllar, çok uzun yıllar sonra ilk kez üç gece arka arkaya kendimi farklı yerlerde, farklı insanlarla buldum, içip dağıttım, üzüldüm ve gülümsedim.
Garipti. Akşam yemeğine davet edilmek de, seni özledik lütfen gel mesajını görmek de, happy hour'ı Taksim'de devam ettirmek de. Hepsi de hüzün barındırıyordu ama kimisi tebessüme de ev sahipliği yapıyordu. Adım Oz ve hâlâ 33 olacağıma beni inandırmaya çalışanlar var... yaşlanıyorum ama asla ders almıyorum.
Sevgili blog, sarhoşum ben şu an ve kuvvetle muhtemel birçok yazım hatasına da imza aracağım lakin sorun değil. Sorun şu ki, ben yine koca sene boyu üzülmeyip, tek darbede devrildim. Yol boyu çok şey geçti aklımdan. Kimisinin cakası vardı kimisinin ise saniyesinde sönen havası. Hepsini unuttum. O da sorun değil, ben zaten sadece biramı alıp, sırtımı bazaya yaslayarak içmeye devam etmek istiyorum.
Sadece, öncesinde 'tarihe not düşmek' ve seninle konuşmak istedim, hepsi bu. Her sene, bir kez üzülüyorum ben. Ya da, her sene çok kez üzülüyorum ama sadece bir tanesi karşısında dizlerim tutmaz oluyor, düşüyorum. Sonra yukarı bakıyorum ve diyorum ki 'yaptıklarımın diyetini bana her sene ödetemezsin'. Fark etmiyor. Her sene ödetmeye devam ediyor.
Çoğu insandan daha günahkar, çoğu insandan daha tövbekar, çoğu insandan daha pişman, çoğu insandan daha kötü, çoğu insandan daha iyiyim ben... ama herkesten daha haksız yere yatıyorum bu hapsi. Ne düzeltecek birisi bu durumu ne de düzeleceğim belli ki.
Bu gece sadece üzgünüm. Kendimi bu sarmala mahkum ettiğim için... çünkü katbekat iyisini hak ediyordum, biliyorum.
Aralık ayına da Loki'ye de sığınmayacağım artık. En azından kendimi kandırmayı bırakırım.
Ne saçımı okşayacağım bu kez ne de sarılacağım yastığıma. En azından artık çocukluk etmeyi bırakırım.
Ankara'yı özlemeyecek, İstanbul'dan anlayış dilenmeyeceğim. En azından kendimi aitsizliğe bırakırım.
Ne özleyeceğim adaşımın riyalarını ne de dikkat kesileceğim bir sonraki adımımın saçtığı ışığa. En azından...
Travis - Writing to Reach You
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder