1 Ocak 2022 Cumartesi

Kocaman Bir Ara

Ne ummuşum ne bulmuşum, 2021'den tek bir izi bile burası ile buluşturamamışım. Sanki adım adım bu noktaya gelinmiş de, ben hep ertelemenin peşine düşmüşüm. En sonunda daha fazla direnememiş ve boşlayıvermişim.

N'aber blog? Uzun zaman oldu değil mi...

2021'i sana nasıl anlatabilirim, inan hiçbir fikrim yok. Tek bildiğim çok yarım kalması. Çok yarımdı be... sevgisiyle, nefretiyle, siniriyle, stresiyle, gülümsemesiyle, özlemleriyle... hepsi yarımdı. Sen sormadan ben söyleyeyim, evet tabii ki yine ajans değiştirdim. Mayıs ayında.

Dün 2022'ye girerken, dostlardan biri ortaya şöyle bir soru fırlattı; 2022'de kendine koyacağın üç hedef ne? Ne kadar zor bir soruymuş biliyor musun? Yıllardır 'Yapılacaklar Listesi' yapıp, birçoğunu asla gerçekleştiremeyen ben, bu kez o listeye giriş bile yapamadım ve ne dedim biliyor musun; 2022 umarım hedeflerimin olduğu bir yıl olur. Ne acı bir cevap, anlıyorsun değil mi? Anlıyorsun tabii, on üç yıldır tanıyorsun beni.

32 yaşına girdim ben blog. Koskocaman 32 yaşına. Her geçen sene, daha fazla üzülüyorum geçmiş yorgunluklarıma. Her kulacı boşa atan yorgunluklarıma. Sonra bir heyecan diyorum ki; ulan bu sene o sene olacak! Hiç demezdim öyle şeyler biliyor musun? Çünkü o senenin, o sene olmasına ihtiyacım yoktu. Daha çok seneler vardı önümde. Biyolojik yaş tahminime göre hâlâ da çok sene var ama işte, otuz sonrası gelen 'istediği kadar çok olsun, her türlü akıp gidiyor be...' farkındalığı vuruyor insanı sanırım. Neyse.

Merak ediyorsundur beni hangi rüzgarın buraya attığını. Vefasızlığımı yüzüme vurmak için fırsat kolluyorsundur muhtemelen. Yapma, boş ver. Biraz burada saklanmama izin ver. Misafir odasını hazırla, çarşafı ser, iki yastığı ihmal etme. Bırak, azıcık dinleneyim. Sonra giderim. Söz de veremem tekrar geleceğime ama gelmeyi de inan çok isterim.

Placebo konserine gidiyorum biliyor musun? Bastım 635 TL'yi, aldım biletimi. Tek başıma gidiyorum hem de. Yılların ne kadar acımasız olabileceğini buradan çıkar işte. Vakti zamanında birlikte bağıra çağıra şarkılarını söylediğim, albümlerinden bahsettiğim, heyecanla konser kayıtlarını attığım insanlardan geriye hiç kimse kalmamış. Tek başımayım.

Bu sene gerçekten de o sene mi olacak bilmiyorum ama olsa iyi olur blog. Çünkü kendime tahammül eden, anlayış gösteren sabrım sanırım tükenmek üzere. Senelerimi kaçış noktalarına ulaşmak için harcamaktan yoruldum ve farkında olmadan birçoğunu kendi ellerimle tıkadım. Lütfen, daha fazlası olmasın.

Kendimle kalmaya çalıştığım her an daha fazla kişiyi hayatıma kattım, kullandım ve sonra da hiç umursamadan attım. Düzene ihtiyaç duyduğum her an düzenin kendisinden korktum ve kaçtım. Sabah vakitlerine umutla bakmak istediğim her an gecelere daha fazla vakit ayırdım. Sigarayı yarın bırakıyorum dediğim her gün normalden iki kat daha fazla sigara içtim. Kararlarıma saygı duymayan, isteklerime büyük bir dirençle karşılık veren kendime söz geçiremiyor olmak artık beni yıpratıyor. Artık 'asi' gençlik heyecanına ayak uyduramıyorum.

Gülümsemelerim bile eksik blog. Gülümsemelerim bile yorgun. Gülümsemelerim bile kabuğuna saklanmış Oz'a ait değil.

Ama kim bilir... belki de bu sene, gerçekten de o senedir.

Placebo - Post Blue

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder