1 Şubat 2018 Perşembe

Kim?

Birkaç gün önce bir arkadaşım bana, hayatımın beni en zorlayan döneminin hangisi olduğunu sordu. Hemen cevap vermemek adına güzelce düşündüm ama sonuç değişmedi. Hayatımın beni en zorlayan döneminin halihazırda içindeydim. Beni en çok zorlayan ve en çok zoruma giden dönemi.

Bu döneme kadar gelen süreci kendi ellerimle inşa ettiğimin farkındayım. Yıllardır kendime ve dışarıya sunduğum karakter beni ya tam istediğim yere taşıyacaktı ya da bataklığın içine itmesi yetmezmiş gibi, bir de kafamdan aşağı doğru bastıracaktı. Düşüncelerimin ve beklentilerimin çoğu zaman orta yolunun olmaması, hayatımın da beni keskin bir şekilde sürükleyeceği anlamına gelirdi.

En önemli soruya cevap verememiş olmaktı belki de, içinden çıkılmaz noktalara taşınmış olmamın sebebi. Ben hep nasıl biri olmak istemediğimi söyledim kendime. Asla kim olmak istediğim sorusuna cevap vermedim, veremedim.

Olmak istemediğim ne varsa, hepsinin içerisinde buldum kendimi. Çevrem değiştikçe, ben aynı kalmaya direttim. Direttikçe yoruldum. Yoruldukça açık verdim. Açık verdikçe mutsuz oldum. Mutsuz oldukça, günü kurtarmalık ayak uydurmalara başladım ve ayak uydurdukça taviz verdim.

Ben hayatımda ilk kez imkansızı diretiyorum. Diretiyorum ama gerçekleşmesini istemiyorum bile. Günün sonunda direttiğim şeyin gerçekleşme ihtimalini aklım ve mantığımın tek parçası bile kabul edemiyor. İstemiyorum, kesinlikle istemiyorum. Hatta gerçekleşme ihtimalinden korkuyorum. Yine de diretiyorum.

Direttiğim her gün, olmak istemediğim kişilerden biri daha oluyorum. Madem böyle birisi olabiliyordum, geçmişimde bu direnişi gösterebileceğim pek çok durum ve kişi varken, neden denemedim? Üstelik, pek çoğu da buna değerdi.

Sert şekilde karşı çıktığım, dalgasını geçtiğim şeylere yavaş yavaş bağlandığımı veya kabullenme sürecine girdiğimi görmek canımı acıtıyor. Madem sindirmek bu denli kolaydı, bu mide bunca zaman neredeydi? Belki birkaç sene öncesinde kendisini gösterebilseydi, şimdi bu denli olayları sindirmeme gerek bile kalmazdı.

Şu an hayatım, tam da olmak istemediğim yerde konuşlanmış durumda. Tutunduğum hiçbir dal, beni bu hayatın çevresinde dolaştırmanın ötesine geçemiyor.

'Has anything you've done made your life better?' sözünü duyalı ve kişiliğimin merkezine oturtalı neredeyse on iki sene oluyor. Seçimlerime, davranışlarıma, hayatımdaki her şeye vereceğim yönü dikkatle seçip, karşıma bu soru çıktığında çoğu zaman 'evet' diyebilmek için çaba göstermeye karar verdiğimde, on yedimi bile doldurmamıştım.

Ne üzücü lan. Böyle bir karar verip, neredeyse on iki sene boyunca asla arkasında duramamak ne üzücü.

Joe Purdy - You Can Tell Georgia

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder