23 Temmuz 2017 Pazar

Reklam Kokan Hareketler

140 karakter darlığında yaşar, mutluluk yelpazesinin her tonuna dokunabileceğini zannedersin. Sen dokunmuyorsundur da, öyle gözükmeye can atarsın işte. Süregelen bir eleştiri, süregelen bir gerçekten başka bahsedeceğim bir şey yok hakim amcacım.

Lakin anlatacaklarım var. Gördüklerim var. Anlam veremediklerim, vermek istemediklerim, verdikçe rezilleşen gerçeklerim var.

Öncelikle bana bu geniş alanı sağladığınız için size teşekkür ederim. Merak etmeyin, mutlu kalamayacak kadar hayatta, mutsuz olamayacak kadarsa kargaşadayım. Neyse ki vaktim kendime bile yetmiyor, rol yapacak veya başkalarının gözünden yaşayacak zamanı bir türlü bulamıyorum.

En çok şikayetçi olduğum yanım, aslında enkaza sürüklenmemin önüne set çeken can simidim oluyor. Ben, ‘özgürlük’ kavramının nasıl bu denli kokuşmuş hale getirilebileceğini düşünürken, insanlar kokuşmakla meşguldü. O esnada, küçük düşmek göz alıcı hale geliyordu mesela.

Hakim amca konuya lappadanak girmek isterim; özgürlük sevişmek değildi. Gerçekten değildi. Özgürlük, her gece farklı mesele kaçamakları veya aynı geceye sığdırılan farklı bedenler de değildi. Özgürlük neydi? Özgürlük emekti… Tamam, bu kısmı yarıda kesebilirim.

Ama sahi, özgürlük neydi? Özgürlük yeni bir ton yakalamak, yepyeni şeyler yaşamaktı. Aynı şeyin farklı varyasyonlarına tıkılı kalmak değil.

Özgürlük neydi? Özgürlük dünyaya açılmaktı. Açılamıyorsan da sinemasına şahit olmaktı. Yazarların lebi derya dünyalarına giriş yapmaktı.

İnsanlar özgürce sevişsin. Sevişsin, sevişmesine de… yahu ne de güzeldi iki tenin birbirine dokunurken yaşadığı heyecanı da hissetmek. İster anlık, ister bir müddetli, güzeldi be.
İnsan sevişirken güzel, et yığınına dönüştüğünde değil.

Beni yanlış anlama hakim amca, seks hayatım fena gitmiyor. Kimseye içlendiğim veya kem gözle baktığım da yok. Benim demek istediğim; nasıl Dostoyevski'nin tüm eserlerini okuyup, üzerine iki kelam edememek hoş değilse; nasıl her müziği dinlediğini iddia edip, bir tanesinin dahi notalarında kaybolamamak talihsizlikse; nasıl 'İstemem Eksik Olsun' tiradına methiyeler dizip, kendine pay çıkaramamak saçmalıksa; karşındakinin yalnızca etine yatırım yapmak da rezil bir özgürlük hayalinin ötesine geçemiyor.

Çok seviştim hakim amca. Sevişemedeğim zamanlar da oldu, inkar edemem. Ufak kaçamaklar yapmadım mı, aşk olsun elbette yaptım... ama ufak kaçamaklara, geniş alanlar ayırmadım hayatımda. Dokunmak özel olmaya devam etsin istedim. Biz büyüdükçe çok şey anlamını yitiriyor ve yitirmeye de devam edecek; bari dokunmak anlamını korusun dedim.

"Herkes mutlu olsun, herkes huzura kavuşsun, herkes sevişsin"... ben bu lafı çok söylerim. Sevmediğim milyarca insanla çevrili olmama rağmen, içtenlikle derim bu lafı.

Öte yandan özgürlük sevişmekti elbette. Burada kendimle ters de düşmüyorum hem. Özgürlük sevişmekti. Sevişmekti ama tüm diğer özgürlüklerin son halkasındaki 'o an'dı. Başa konulamayacak kadar özeldi.

Hem, başa konulacak kadar da aceleye getirilmemeliydi.

Özgürlüğü lekelemesinler hakim amca.

Tom Odell - Can't Pretend

2 yorum:

  1. İlk kez, bir yazını sevmedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ilk kez bir yazıyı yazma aşamasına gelmeyi sevmedim. Bizim canımız sağ olsun Adsız.

      Sil