7 Mayıs 2017 Pazar

Yalnız.

Çok büyük değil dairem. Çok ufak da değil.

Uzun bir salonum var. Bazen bir uçtan diğer uca koşuyorum. Hoplayıp zıpladığım, şarkı söylediğim zamanlar oluyor. Bazen, hemen karşımda duran mindere oturuyorum. Yorucu günün analizini yapıyorum. Günün sonunda pişmanlık duyduğum çok şey oluyor. Kendimi sorguluyorum, kararlar alıyorum. Bazı kararlar için geç kalınmış olunuyor, üzülemiyorum. Bazen de anlatmak istiyorum, anlatamıyorum.

Ev yaşantımın çoğu salonda geçiyor. Bazen alıyorum pikemi, müzikle dalıyorum sabahın ilk ışıklarına.

Ev çok sessizleştiğinde, sesimi kaybedip kaybetmediğimi test ediyorum. İçimden konuştuğum için kendime çıkışıyorum mesela. Sesli konuş da herkes duysun filan diyorum. Sonra kimsenin duymadığını fark ediyorum, rahatlıyorum. Daha fazla konuşuyorum.

İkinci oda çok nadir misafir ağırlıyor. Ertesi gün gittiklerinde, yatağı düzeltip düzeltmediklerini kontrol ediyorum. Düzeltmemişlerse azıcık söyleniyorum. Sonra annem aklıma geliyor, yıllarca ona toplattığım yataklar için özür diliyorum.

Hafta sonları ev temizliğine niyetleniyorum. Hiç yoktan bir süpürge çalışsın istiyorum ama her zaman başarılı olamıyorum. İkinci odanın genelde boş kaldığına bakmayın, gelen gidenim ve hafta sonu vakitlerimi çalanım bol oluyor.

Çok büyük değil dairem. Çok ufak da değil. Temizlerken büyük, yaşarken ufak... ama yetiyor.

Ailem İzmir'e taşınıyor. Sanırım Mayıs sonu ile birlikte, bu şehirde iyice bir başıma kalacağım. Bazen ödüm kopuyor, şehir dışı çok uzak diyorum ama genel olarak seviniyorum. İzmir insanını sevmediğim kadar çok kanım ısındı İzmir'e. Hatta geçen sene bu vakitler, İzmir'e taşınma fikri aklımın ucundan ufak da olsa geçiyordu. Bu yüzden, İzmir'de sımsıcak bir kapımın olması güzel.

Öte yandan, kendimi bildim bileli yaşadığım muhitle bağlarımın tamamen kopacak olması garip. Daha iki ay önce terasımızda dört yavru doğuran Vefasız'a kim bakacak, düşünmeden edemiyorum. Zaten düşünmeyi bıraktığım an, bu kez de aklıma Vefasız'ın ilk doğumundan olan Mıdık'ın, apartman bahçesinde dünyaya getirdiği dört yavru aklıma geliyor. Bunun hikayesi de güzeldir bak. Vefasız'ın aynı gün içerisinde hem anne hem de anneanne olmasını konu alır.

Velhasılkelam, daha da yalnızlaşıyorum. Bir başıma nefes alma çabalarıma yakın zamanda kedimin de eşlik etmeye başlayacak olması beni biraz rahatlatıyor.

Çok büyük değil dairem. Çok ufak da değil. Yalnızken büyük, iş için aradıklarında saklanamayacağım kadar ufak.

Peki ben çıldırsam, kim beni sakinleştirecek?

Sigur Rós - Ný Batterí

2 yorum:

  1. Yalnız hissetme kendini, ben hep varım. Ne kadar yoksaysanda senin parçanım. Belki çöl aşımı, belki bir dakikalık uzağındayım.

    YanıtlaSil
  2. Ha dahi anlamındaki de-da ayrı tabii. Onu yanlış yazmış olabilirim. Hemen düzeltelim.

    YanıtlaSil