3 Nisan 2016 Pazar

Sen de Siktir Git Loki

Pekala, hislerin istediğim gibi gittiği söylenemez.

Önce, müzik dinlememe izin ver.

Koduğumun müzik arşivinde bile dinlemek isteyeceğim bir müzik bulmak beni zorluyor... Çünkü hissetmiyorum. Hayır gerçekten, müziği bile hissedemiyorum. Neyseki, böyle zamanlarda sığınabileceğim birkaç şarkı hep var. Hissettirdiğinden değil, tepksizlik halimi bana unutturabildiğinden.

Aslında tüm bu olup bitenler, birkaç ay öncesinde beni uyarmaya başlamıştı bile. Önce, vermem gereken tepkileri istediğim gibi veremediğimi fark ettim. Sonra, mimiklerimin desteğini geri çekmeye başladığını... Sağ olsun, yukarıdaki de öyle bir dönem sunmuştu ki bana, kendimi test edebilmem için tüm fırsatlar ayağıma geliyordu. Her tepki şeklini ve kademesini yaşayabileceğim olaylar, hızlandırılmış yaşam formunda günlerime yayıldı, yayılmaya da devam ediyor.

Olup bitenlerin farkındaydım, tabii ki farkındaydım! Ne yapmam gerekiyordu, ne bileyim! Bu durum beni hiçbir zaman rahatsız etmemişti ki, hatta olmak istediğim kişinin ta kendisine doğru koşar adım sürükleniyordum işte!

Geldiğim son nokta ironik bir şekilde, tepkisizleşen karakterime karşı tepkisiz kalmak oldu.

Mutlu olmam gereken o kadar güzel haberler aldım ki... Hiçbirinde mutlu değildim.

Üzülmem gereken şahane fırsatlarım vardı... Umurumda bile olmadı.

Düşünmem gereken, yapmam gereken dahiyane planlarım önümde duruyordu... Hepsini bir köşeye savurdum.

Bak, beni dinle. Müziğin bana hiçbir anlam ifade edememesi beni çıldırtıyor tamam mı... Son çırpınışlarım gibi düşün. Geldiğim noktayı bana resmediyor. Dayanamıyorum.

Cümleler dilime damağıma yapışıyor, beden dilim kafayı yiyor. Dışarıdan bakıldığında, elini kolunu saçma sapan oynatan bir adamım çünkü onu destekleyecek bir sesim yok.

Bazen kafamı o kadar sert kaşıyorum ki, baskımı biraz daha arttırısam, birkaç kelimeyi dışarı atabilirim diye umuyorum. Saçlarımı karıştırmamın sebebi, kafamın biraz açık havadan nasibini alabilmesini sağlamaktan geçiyor.

Kitaplar öylesi korkutucu ki, kendimi salak gibi hissettiriyor.

Yazmak o kadar saçma ki, bahsedebileceğim onlarca hikayenin paragrafları birbirine karışmış biçimde ve ben düzenleyemiyorum.

İşin komiği, bunun sebebini bilmiyorum. İnebileceğim bir kaynak yok.

Biliyorum Loki, konuşabileceğim bir sürü insan hediye ediyorsun bana ama hepsinin de işlevsiz saçmalıklardan oluştuğunu çok iyi biliyorsun. Her doğum gününde fotoğraf çerçevesi hediye eden çocuktan hiçbir farkın yok.

İyi değilim Loki. Biliyorum, bunu benden duyacağını hiç tahmin etmezdin ama yardıma ihtiyacım var. En azından, konuşmaya ihtiyacım olduğu kesin. O yüzden, benimle dalga geçmeyi bırak.

Her neyse, ay sonunda KONG'a veda partisi düzenleyeceğiz sanırım. Araya sıvışın...

Noiserv - Palco do Tempo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder