Tarih: 19.12.2015
Saat: 18:22
Mevzu: Üzerimde Ciddi Anlamda Uğursuzluk Var
- 1 yıla yaklaşan süre boyunca sosyal medyada iletişimi sürdürdüğüm markayla giriştiğimiz başarılı işlerin ardından, sıra basın gezisine geldi. Toronto ve Vancouver'dan oluşan iki ayaklı gezi için her taraflarımı yırttım, deri attım, yenisini çıkardım, tek gecelik depresyona girdim, turist rehberi gibi saati saatine kim kiminle nerede olacak diye teker teker araştırıp düzenledim. Bütçe çok dediler, kıstım. Yine çok dediler, yine kıstım. Yine çok dediler, konsolosla görüştük. Konsolos gitti Kanada'nın bakanlarını - gerçekten, hakiki bakanlarını - ayarladı. Yetmedi, Vancouver'ın turizm ofisiyle görüştürdü. Bütçeyi kıstık, her şey mükemmel oldu. Aylarca uğraştım ama değdi. Bildiğin Toronto ve Vancouver'a ben de gidiyordum.
Sonra çalıştığımız markanın Türkiye Müdürü değişti, yerine gudubet bir abla geldi. Yalandan bize çekmediği fırça kalmadı. En sonunda da bizimle çalışmayı durdu. Meğer derdi, eski çalıştığı ekibi getirmekmiş. Şimdi o ekip, bizim yaptığımız iletişimi taklit etmeye çalışıyor ama sıçtıkça sıçmaya devam ediyor. Olsun. Sonuç olarak Kanada'ya gitmek için gün sayarken, gözüm gibi baktığım markamı elimden aldılar.
- Geçen sene, çalıştığım yerin kurucularından biriyle konuşurken bana şunu söylemişti, "Hata yapabilirsiniz, bu çok doğal. Müşteriler gelecek ve gidecektir. Bütün markalarımız değerli ama iki markamız var ki, onların üzerine titreriz."... Hemen belirteyim, KONG eskiden 4 ortaktı ve hepsi de birbirinden harika insanlardı. Şimdi iki kişiler. Her neyse konu bu değil... Üzerine titrenen iki markanın da iletişimi sırasıyla bana verildi. Sağ olsunlar, bana güvendiler. Sonra da o iki marka sırasıyla ellerimde yitip gitti. Hata yapmadım. Aslına bakacak olursanız, anlaşılabilir gerekçelerle de gittiler ama olsun. Konu zaten başarısızlığım değil, uğursuzluğum.
- On dört aylık bir birlikteliğim var. Tek tük tartışmalarımız oldu ama daha tek bir kavgamıza rastlanmadı. Tahtaya vurayım. Vurdum. Kız arkadaşım, on dört aydan beri iş konusunda belini bir türlü doğrultamadı ve evet, gerçekten de on dört aydan beri. Öncesine dayanan bir durum söz konusu değildi. En son, Pazartesi günü başladığı işten Cuma günü tüm ekip olarak çıkarıldılar. Tonlarca küfür sıralamak istediğim kodaman öküzün, patronculuk oynama hevesi yüzünden oldu tüm bunlar.
- Kız arkadaşımın abisi, benimle muhabbet etme konusunda önemli adımlar kat etmeye başlamışken, dün nezarate girdi. Hem de saçma sapan bir sebepten. Muhtemelen, henüz abisinin bile anlayamadığı bir sebepten.
- En yakın arkadaşım bana durup dururken "Konser var. Elimde bir bilet açığa çıktı, sen de gel" dedi, ben de adını sanını bile duymadığım bu grubun konserine gitmeye razı oldum. Ertesi gün Mecidiyeköy'de buluştuk, bir yere oturduk ve konser saatinin yaklaşmasını bekledik. Arkadaşım ve yanındaki kızla sohbet güzel de gitti, baya güldük. Konsere gitmek için ikisi de çok hevesliydi. Sanırım güzel bir akşam olacak diye düşünmeye başladım. Sonra, arkadaşımın evine hırsız girdiğine dair bir telefon geldi. Konsere gidemedik. Dönüş yolunda da, arkadaşımın yanındaki kızın kafasına sakız attılar.
- Aldığımız cupcakeleri yemek için hevesle Moda'ya giderken, kız arkadaşım, kutuyu dikkatli tutmam için beni uyardı. Merak etmemesi gerektiğini, hiçbir şeyin olmayacağını söyledim. Öyle deme bak, evrenle şaka olmaz dedi, evren adam değil dedim. Cupcakeleri sağ salim Moda'ya kadar getirdik. Açtık, mum yaktık, söndürdük. Kahvelerimizi doldurduk ve son konumlarımızı almak popomuzu birkaç kez hareket ettirdik. Bu sırada kocaman bir köpek geldi ve kutuyu hafif parçalayarak, cupcakelerimizi hunharca yaladı.
Neyin karmasını yaşıyorum, bilmiyorum ama etrafımdakilere fena zararım dokunuyor gibi hissediyorum. Kem gözle mi bakıyorum diye düşünüyorum ama hayır lan. Anlattığım hikayelerin hiçbirinde kem gözle bakılacak bir durum yok ki anasını satayım.
Var mı?
Yok.
Can Bonomo - Meczup
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder