Saat 03:42... Birkaç saat sonra Kabak'a gidiyoruz. Ofisçe. He böyle baya bildiğin tüm ofis toplaştık, Kabak'a gitmeye niyetlendik. Niyetlendirdiler. Öyle.
Sonra ofis yetmedi, dediler ki manitalarımızı da çağıralım. Çağırdılar. Ben de çağırdım.Benimki gelmedi. İzin alamadı çalıştığın yerden. Ama herkesinkiler geliyor. Müthiş.
Sonra ofistikilerin manitalar da yetmedi, dediler ki hadi arkadaşlar da gelsin. Geliyorlar. Bu durum yalnızca tek bir şeyi anlamamı sağladı; hangi gün kaç kişi olacağız konusuna açıklık getirebilecek kadar matematiğimin olmadığı.
Sonra baktık çok kalabalığız, kamp kapatalık dediler. Kapattılar. Bütün kamp bizim oldu. Ben yine tek kaldım, orası ayrı.
Sonra Big Boss'lardan birinin de manitası gelemez oldu. Öyle olunca ateş yakıp, beraberce marşmelov yemeye karar verdik. Muhtemelen yemeyeceğiz. Bence şakaydı. Biraz duygularımla oynanmış hissedeceğim ama canı sağ olsun Big Boss'ımın.
Uçağa ilk kez bineceğim. Hangi çantaya ne almak yasak, çok net anlayamadım. Ama anladığım kadarıyla yaptım, boş yer bırakmadım. Bence X-Ray'den geçer bavul alırım.
Bir buçuk ay öncesinde, bizim Group Head'in fevri sıkkınlığınla ortaya atılan bir fikirdi. Sonra gerçek oldu. Ciddi ciddi gidiyoruz.
Çadıra yerleşip, bolca müzik dinlemeyi düşünüyorum. Gerçi Kabak çok güzelmiş. Bir de, herkes oradaymış. Bizim Group Head öyle dedi. Üstüne basa basa 'HER-KES!' dedi hem de. Ne ima etmeye çalıştı anlamadım. Onun da canı sağ olsun. Bence iyi birisine benziyor sonuçta.
Çantalar hazır. Müzikler yenilendi. Traş olunmadı. Six pack çıkarılmadı. Heyecanlanılsa mı heyecanlanılmasa mı karar verilemedi.
Ne bileyim lan. Yalnız hissedeceğim. Ne kadar şen şakrak olursa olsun, eksik kalacağım.
Bir de, beni günlerdir rahatsız eden iki önemli problem var. Birincisi; patronların poposuna bakmak caiz midir? İkincisi ise, sırtımı kim yağlayacak?
Hepsinin cevabı 12-17 Ağustos tarihleri arasında Kabak'ta.
Onun dışında her şey güzel be blog. Hayatı bir şekilde kotarıyoruz valla. Geçen haftalarda bir arkadaşa rastladım. Daha geçen benden bahsedildiği filan söylendi ama yanındakilerin suratı beş karış levye arayan abiler gibiydi. Galiba biraz 'iti an çomağı hazırla' deyimine örnek teşkil ettim. Benim de canım sağ olsun lan.
Lotodan üç tutturdum. Evde şenlik havası esti. Altı tutturmaya adım adım ilerlediğime dair ailemin inancı tam. Gözlerinde müthiş bir parıltı vardı, görmeliydiniz. Ulan, üniversite sınavına girdiğimde ben böyle umut beslediklerini görmemiştim. Biraz üzülsem mi, onu da bilemedim. Neyse, canları sağ olsun. Anam babam lan sonuçta.
Levent Yüksel - İstanbul
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder