26 Eylül 2014 Cuma

Ayık

Geçen hafta cumartesi günü, buralara 'sonunda Vega'yı da dünya gözüyle görebildik' temalı havamı üfleyecektim. Sonra işler değişti ve 'sonunda FIFA 2014'ü de PlayStation4 gözüyle oynayabildik' temalı, Kanadalı öğretmenimle geçen müzik dolu gece ön plana çıktı. Tam, ikisinden kolaj yapar, tek baskıda iki hikaye birden sunarım diye düşünürkense; gece vakti eve bir türlü varmama izin vermeyen olaylar silsilesi baş gösterdi. Sokak arası içkicileriyle, Kıbrıs'a döşenen su boru hattından girdik, elli bir yaşındaki Aziz Abi'nin, boş zamanlarında CIA için çalışıyor olmasından çıktık. O gecenin yorgunluğu ve sarhoşluğunu üzerimden henüz atabiliyor olabilirim.

Yağmur yağıyor. Sular kesik. Her yağmur döneminde olduğu gibi zevkle ıslanmaya, başımı pencereden sarkıtmaya ve yoldan geçen salyangozlara zarar vermemek için çabalamaya devam ediyorum.

Açılın arkadaşlar...kapüşon mevsimimle kahve vakitlerim başlıyor. Eldivenlerim hazır. Svetşörtlerim de öyle...kahve yudumlarından akan kelimeleri toplamaya başlasam fena olmaz. Biraz yağmurla harmanlayıp, hediye paketinde önünüze sunmak isterim.

Kaldırım mühendisi tadındaki hayatımın, ilk iş görüşmesini yaptım. Onu da sonra anlatırım.

Kapanışı, Aziz Abi'nin mottosuyla yapalım o zaman..."Adım gibi, 'Aziz'im ben. İstediğime görünür, istemediğime görünmem"

Ha bir de;

"Denir ki, melekler çoğu zaman yaşayanların mı yoksa ölülerin mi arasında dolaştıklarına emin olamazlarmış" -Rainer Maria Rilke

Noiserv - Tokyo Girl

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder