29 Mayıs 2014 Perşembe

Mutualist

Bazı şeylerin zamanlaması, Murphy Kanunları açısından ele alındığında mükemmel olabiliyor. Biraz kafa dinlemek için kendinizi sineye çekmek istediğinizde, en olasılıksız insanların telefonla sizi araması, cevap vermeyince ise taciz edercesine aramaya devam etmesi ya da en olasılıksız sebeple akrabalarınızın kapınızda belirmesi gibi.

Görünmez olmayı, etrafta yokmuşum gibi davranmayı seviyorum. Ürperti gibi. Benim için; başka insanlarla akıl tutulması yaşamak yerine, aklımın kontrolünü tek başıma elimde tutmak kolay olmasa bile doğru olan tercih. Çünkü kendimle yüzleşmeyi çoğu zaman reddetsem dahi, kendimi tanıyacak kadar büyüdüm. Bukalemun gibiyim, konuştuğum kişinin karakterine rahatça bürünebiliyorum. Bu nedenle, ola ki kaybedersem kendimi başkalarının içerisinde, kontrol edebileceğimden çok daha fazla karakter yerleştirebilirim ruhuma. Kulağa eğlenceli ve fazla uyumlu geliyor ama umurumda değil. Bürünebileceğim tek bir başka sureti dahi istemiyorum...çünkü eninde sonunda özüm kendisini hatırlatmak isteyecek ve kalabalık karakterler içerisinden ona ulaşmak an itibariyle bile neredeyse imkansızken, daha da can yakıcı olmasını istemem.

Bakın, adım Oz ve yirmi beş yaşına basacağım günü hüzünle bekliyorum...yaşadığım onca yılın ardından öğrendiğim en önemli şeylerden biri, dallanıp budaklanmadan evvel sahip olduğunuz o tek kişiliğin, karakterin, ruhun, adına her ne derseniz deyin, muhakkak ortaya çıkmak isteyeceği ve bu süreç içerisinde sizi sonuna kadar rahatsız etmekten çekinmeyeceğidir. Ve bunun çaresi sanırım yok. Canı istediğinde susacak...ta ki bir sonraki can sıkıntısı ve rahatsızlık verme güdüsü onu dürtene kadar.

İnsanlar yeterince kişiliğe bölünüyor. Sahiden kim olduklarını unutmalarına neden olacak kadar suret barındırıyorlar içlerinde. Bu yüzden bırakın kendinizi bulmak adına uğraş vermeyi. Meraklanmayın, o sizi en zayıf anınızda muhakkak bulacaktır. Benliğiniz dahi, artık sizinle sadece alay etmek ve canınızı yakmak istiyor.

Kalabalık birisiyim. Yabancı kalabalıkları sevmiyor oluşumun en önemli nedeni de bu olsa gerek. Ve bu kalabalığın içerisinde, benliğim beni rahatsız etmeyi, geceleri uykumdan uyandırmayı her zaman başardı. Elbet yine ortaya çıkacak. Ve elbet, yine farkında olmadan bana yardımcı olmuş olacak.

'I'm gonna live like tomorrow doesn't exist'

Sia Furler...yıllar geçiyor ama sen hep bir yerlerden çıkıp, sana neden aşık olduğumu hatırlatmayı başarıyorsun.

'Keep my glass full until morning light, 'cause I'm just holding on for tonight'

Herneyse. Gideyim de, pazartesi gününden evvel League of Legends oyununda Bronze I olmak için uğraş vermeye devam edeyim. Malum, iki dersim kalmış olsa da, final haftasına girildiği andan itibaren League of Legends, 'Yaşamımdaki En Mühim Amaçlar' listesinde ikinci sıraya gerileyecek ama olsun...10 Haziran hele bir geçsin de, zirvedeki yerini tekrar alır nasılsa.

Sia - Chandelier

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder