Aslında pek mühendis olacak adam tipi yoktur bende. Çoğu insan drama eğitimi almam gerektiğini söylemiş hatta ısrar etmiştir. Buna müzik hocam ve babam da dahil. Şimdi düşününce, fena bir oyuncu olmayabilirmişim aslında.
Tamam drama eğitimini geçelim. Her şeyden önce, sosyal bir alanda ilerleyeceğimden kimsenin şüphesi yoktu. Nitekim düz lise işte, eğitim denilen şeye biraz olsun önem veriyosan, sayısal bölümü seçmekten başka şansın pek kalmıyor.
Hem, bu sefer hocalarımın sözüne kulak vermiştim. Sayısal bölümü seçmemde en büyük etkendi kendileri. Aklı havada olan ben "Ne kaybederim ki?" diyerek bir hata yapmış ve sayı(sal)lardan arındırılmış, harfli ve sembollü dersleri almaya karar vermiştim. Hoş, geçmişe baktıkça bu duruma hâlâ kayıtsız kalıyorum aslında.
Seçimlerin yazar ve sen oynarsın. Her zaman kendi seçimlerimizi yapamayız. Dış etkenler çoğu zaman gizli kahramanlardır.
Bitiyor, az kaldı. Atlatmam gereken tek bir sınav var. Tatilde yapmayı planladığım pek bir şey yok ama dört haftalık boş zaman diliminin hayali bile çok hoş geliyor gözlerime. Ne bileyim; düşünebilmek ve yazabilmek için güzel bir fırsat bu.
'Dünya Yeni Hayata Başlama Günü', dün itibariyle daha dar kalıplara sıkıştırıldı ve adı 'Dünya Yeni Hayata Başlama Ayı' olarak değişti. Artık her ay, yapacaklarımı bir yere not ediyorum ve o şekilde yaşamaya devam etmek için elimden geleni yapıyorum. Artı olarak da, sonuna o ayla ilgili bir not yazıyorum. Geçen ay yapamadığım üç madde canımı sıkıyor ama genel bir başarıdan söz edebilirim. Yeni ayın gelmesini iple çekiyorum artık.
Mesela Ocak ayına seslenişim "Soğuk bir gecede, sıcak bir şekilde başladın. Seni bu yıl sevmeme izin verir misin?" şeklinde oldu. Ocak ayının çok uğraşması gerekiyor, kendisini sevebilmem için. Olsun, benim umudum var.
Bu blogda ilgi çekici bir şeyler bulabileceğini sanan garip insanlardansanız size teşekkür etmeliyim aslında. Eh, madem bir gariplik yapıyorsunuz, o zaman tam yapın. Mesela her cuma gecesi, on iki sularına doğru http://gregorsamsaninsesi.blogspot.com/ sitesine girin ve bizimle birlikte sıkılın.
İstanbul...Biliyorsun seni hiç özlemem ben. Ama bu kez Sakarya'dan da sıkıldım. Sanırım seninle sıkılmak çok daha güzel olur eski dostum. Portakallı kekimi hazır et, gelmeme az bir zaman kaldı.
Mazhar Alanson - Yandım
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder