18 Temmuz 2011 Pazartesi

Yaz(ı)dan Geçerken

Kahve yapmayı unutan bünyem beni hayalkırıklığına uğratsa da, kendimden başka sevebileceğim kimsenin olmaması, kahve meselesini çok fazla uzatıp tartışmayı sürdürmeme kararı almamda en büyük etken. Hem kolay değil, iki haftadır kahve yapmaktan uzaktı bu eller...Bu seferlikte acı oluversin değil mi ?

Kahveden kopup sempati olayına nasıl giriş yaparım bilmiyorum ama her şeyin bağlantılı olmasına gerek yok sanki...

Hem sempati denilen "sempatik" olayın herkeste ve herkese karşı olmasına gerek yok...Sempatikvari suratım hâla benimle ve çok fazla aynaya bakmayan biri olarak, bu içimi rahatlatıyor. Şanslıyım ki karşımda sempati duyabileceğim bir surat her zaman olacak...En azından şimdilik...

Birazcık daha yakınlaşman gerek bana...Böylece daha iyi tanıyabilirsin. Eğer nefret etmek istiyorsan edebilirsin. Ama öncesinde biraz konuş benimle...En azından nefret ettiğine değsin. Sonra ikimizde mutlu olalım karşlıklı nefretimizden. Güven bana, nefret etme konusunda çok iyiyimdir.

Sorunu her zaman ben yaratamam. Tamam başbelası olma konusunda iddialıyım ama emekli olmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Tipik orta yaş krizi işte...Herneyse...Mesela, sorunları hep aynı kişiyle yaşamak bir saatten sonra sıkıcı bir hâl alabilir. Zaten bu yüzdendir ki, sıkılma denilen duygu fazlasıyla işlevsel ve önemlidir. Tabii kullanmayı başarabilirsen...Çünkü sıkılacağın kişiyi dikkatli seçmelisin...Anlık yaşamın üstüne, biraz gelecek kaygısı serpiştirebilmeli...Bak yine orta yaş krizim tuttu...Bu yüzden gelecek kaygısı sarar beni zaten. En azından bir süreliğine...

Bana "Seni seviyorum" diyen herkese, en az bir kez muhakkak "Beni herkes sever" diye cevap vermişimdir. Şahsen bana biri böyle bir şey demiş olsa, önü kesilemez yargılarımla hayatım boyunca o insandan nefret eder ve kendini beğenmiş olarak damgalardım. Bu kadar da katı ve saçma huylarım vardır. Buna rağmen aynı şeyi benim yapmam bugüne kadar kimseye dokunmadı...Dokunacağını da sanmam. Ne de olsa sempatikvari suratım sayesinde, bu lafı söylerkenki niyetimi ve duygularımı güzelce anlatabiliyorum.

Yeni bir kuş yumurtasıyla başbaşa kalmış olmak beni heyecanlandırmadı değil. Maalesef bunu da yaşatamadık ama ilk yumurtam olan Suomi'nin anısına, bu yumurtaya da aynı adı vermeye karar verdim. Ayrıca kuşlara sitemim var...Gidip kuytularda sevişip sevişip bizim pencerenin önüne yumurtluyosunuz, sonra da yumurtayı bırakıp gidiyorsunuz...Ayıp lan ayıp...Madem anne olmak için kendini hazır hissetmiyorsun, yumurtlama o zaman güzel bacım ! Sonra kötü üvey annelik yaptık, yumurtayı yaşatamadık diye suçlu biz oluyoruz !

Eğer, gittiğim yaz okulundan ancak beşinci haftada bahsetme gereği hissediyorsam ve bu bahsetme ihtiyacını dandik bir yazının son paragrafına sıkıştırıyorsam, yaz okulu denen olay bu sefer gerçekten haddinden fazla hızlı geçiyor demektir. Ne ara vizelere geldik bilmiyorum ama, bu durumdan da şikayetçi olacak değilim.

Oturuyorum ve kahvemi yudumluyorum...Ev arkadaşım, ders çalışma ayağına beni terk etti ve yalnızım...Bugün girdiğim vize, üniversite kariyerimin en başarılı vizelerinden biri olarak tarihe geçmek üzere ve şaşkınım...Rapor hazırlamak için harcamış olduğum tam on saat on beş dakikamın karşılığında, notu kıt hocamızdan 80 almayı başarmışım ve emek denen olayın karşılığını bu kez almışım...Kısacası, şu mutlu anımı bozmak için sıkı bir nedenin yoksa kaybol...Ya da gitarını getirde iki Price Tag attırıvereyim.

Jessie J - Price Tag

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder