1 Temmuz 2011 Cuma

Mutlusun (?)

Kontrolümü kaybetmek istiyorum...Aklımdan geçen onlarca küfürü teker teker sıralamak ve sonrasında ortaya çıkacak olan sonuçları zerre kadar aklımdan geçirmemek...Yapmak istediğim birçok şeyi hemen şimdi yapmak istiyorum. Kira parasını kendime saklayıp gidebileceğim en uzak ülkeye gitmek istiyorum. Finlandiya ya da Kanada olmak zorunda değil...Sadece başka bir ülke olsun yeter.

Ne zaman birisine ileride Kanada ya da Finlnadiya'da yaşamak istediğimi söylesem, suratıma boş boş bakan bir çift göz görürdüm. Etrafımın, sırf muhabbet devam etsin diye saçma sapan sorular soran insanlarla dolu olduğunu farketmeye başlamışken, sonunda birisi çıkıp neden bu ülkelere gitmek istediğimi sordu. Uzun bir süre duraksadım ama yarım yamalakta olsa bir cevap verebildim...Yanımdakine döndüm ve "Bilmiyorum...Vay be, şaka maka gerçekten bilmiyorum...Yemin ederim ki hiçbir fikrim yok...Sadece gitmek istiyorum, hepsi bu." dedim.

Bazen o kadar basittirki konuşma denen iletişim aracı, düşünmene bile gerek yoktur. Aklına geleni söylersin...Çünkü karşındakinin tek derdi, sadece iletişimi sürdürmek ve kendisinden bir süreliğinede olsa uzaklaşmaktır. Bir düşünün...Kaçımız kendi sorunlarını, başkalarının sorunlarından daha fazla dinleyebildi ?

Sıkıntılarımız var...Ama yüzleşmek istemiyoruz. Üstünü naylonla güzel bir şekilde kapatıp, tozlanmayacağı bir yere koyuyoruz ve uzun bir süre o sorunlarımızı çözmekle uğraşmıyoruz. Geri dönüp baktığımızdaysa aynı sorunların bizimle beraber büyüdüğünü farkediyoruz ve o zaman yapabilecek hiçbir şeyimiz kalmıyor. Sadece zamanın daha hızlı geçmesini diliyoruz.

Çok değil, sadece üç yıl sonra geriye dönüp bakacağız ve kahkahalarla güleceğiz. Ama bu kahkahaların kaynağı, içimizi acıtan o duyguyu saklamak için sarf ettiğimiz çabanın sonucu olacak. Artık altı yaşında değiliz. Hayallerimiz, bir süper kahraman olmaktan çok daha fazla ve gerçekçi... Sorunlarımız, bize alınmayan çikolatanın çok daha ötesinde ve o çikolatadan çok daha önemli. Altı yaşında olmamanın bir diğer kötü yanıysa, artık zamanı geri alamayacağımızın farkındayız. Yine de, tıpkı altı yaşındaki bir çocuğun rahatlığıyla, zamanın değerini bilmeden yaşayabilecek kadar kör olmuş vaziyetteyiz.

Anılar, bir mektuba yazılandan çok daha fazlasını barındırır. Mektubu yırtmak, şu anda sana acı veren o eski mutluluk kırıntılarını da yok edebileceğin anlamına gelmez. Ne kadar denersen dene, unutamayacağın şeyler vardır. İnsanı yok edebilirsin, o kadar zor değildir...Ama o insandan kalan anıları zihninden silmek neredeyse imkansızdır. Tekrar özlemeye başladığındaysa, sorulması gereken bir soru vardır...Özlediğin şey, o insan mıdır yoksa anılar mı ?

Unkle Bob - Put A Record On

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder