13 Haziran 2011 Pazartesi

Omuz

Bence omzun bir kullanım kılavuzu olsa, yazacağı ilk şey "Yaşlı gözlerden uzak tutunuz" olurdu...Omuz denilen vücut bölgesini dikkatli kullanmak gerektiğine inanırım. Omzuna yaslanacak, ağlayacak kişi ya da kişileri dikkatli seçmek gereklidir. Aksi takdirde, yanlış kullanımdan dolayı eskir ve kişinin kendisi için kullanışsız hale gelebilir.

Bir kere, birisi sizin omzunuza yaslanıp ağlamayı alışkanlık haline getirmişse bu kötüye işarettir. Gezer, tozar, eğlenir, dişlerini fırçalar, düşler kurar, kahvaltısını yapar, mutlu olur, gülümser, ellerini yıkar, düşünmez, gelişigüzel yaşar, plan yapmaz, kahvesini yudumlar, işler kötüye gider, düşünmeye başlar, hatırlar ve ağlar...İşte devreye girdiğin nokta. Ağlıyor...Rica etsem omzunu birkaç günlüğüne ödünç verir misin ?

Bu döngüyü kaç kere yaşadığın umrumda değil. Yaşamasaydın...Hele bir dur deseydin... Ortalıklardan kaybolup kafana göre geri gelmeler neyin nesi deseydin...Hesap sorsaydın... Sana ihtiyacı varsa var, ne olmuş yani ?..İki gün öncesine kadar pek ihtiyacı varmış gibi durmuyordu... Bir daha ki sefere kendine bir iyilik yap ve ocağı açık unuttuğunu söyleyip ortamdan biran önce ayrıl !

Gerçekçi ol...O kişinin sana iki hafta önce gittiğin iş görüşmesinin nasıl geçtiğini sormak hiç aklına gelmiş miydi ?..Ya da, geçirdiğin son ameliyat hakkında en ufak bir fikri var mı ?..Kafan bi'dünya iken ehliyetini kaptırdığını söylesen, sence gerçekten bunu umursar mı ? Aynı gün, denize düştüğünden haberi var mıdır peki ?..Muhtemelen iki ay sonra evlendiğini bile bilmiyordur...Sen de biliyorsun ki, an itibariyle sana mızmızlanan kişinin,birkaç gün öncesine kadar içinde senin olmadığın çok güzel bir hayatı vardı.

En son birisinin omzunda ağladığımda sanırım on üç yaşındaydım...Ben çok küfür etmem çünkü etmeme gerek yoktur. Seçtiğim kelimeler yeterince yerin dibine sokucudur. Yani küfür etmekten daha iyisini yapabileceğime inanırım...O günlerin birinde, birisine öfke dolu bir yazı yazmıştım. Fazlasıyla öfke ve hayalkırıklığı doluydu...Sonra hatalı olduğumu anladım ama yinede güçlü ve gerim adım atmaz duruşumu elimden geldiğince sürdürdüm...Birkaç gün sonra omzunda ağladığım kişi, o yazıyı yazdığım kişinin ta kendisiydi.

En son birisinin omuzlarında ciddi anlamda ağlamayı istediğimdeyse beş yaşındaydım...O dondurmayı bana almamışlardı...Onun üstüne bir de yere düşmüştüm. Bütün küçük kızlar bana bakıyordu ve o ana kadar topladığım karizma puanlarımın hepsini kaybetmiştim. Gerçekten zor bir gündü ve birisine içimi boşaltıp omzunda ağlamam gerekiyordu. Ama ağlayamadım... Yaşıtlarım pek dertleşecek tiplere benzemiyordu o günlerde...

Sıradaki kişiye en fazla iki ay veriyorum...İki ay sonra o kişi omuzlarımda ağlarken, ben sadece gülüyor olacağım. Çünkü o kişinin neden bahsettiğine dair en ufak bir fikrim olmayacak. Yani, aradan geçen onca zamanın özetini en fazla ne kadar çıkartabilirsin ki ?..Ağlaması bittiğindeyse, onu yeni kısır döngüsüne uğurlamak üzere kapıya kadar geçireceğim...Ama biramı kaptığım gibi başkasıyla birlikte ortalıklardan kaybolacağımdan haberi bile olmayacak.

Kimsenin bana sempati duyma gibi bir zorunluğu yok elbet...Ama buna rağmen hala nasıl benden sempati bekleyebilirsin ki ?

Mutlulukları kendi kendine yaşaması güzelde, hayalkırıklıklarını neden etrafa saçmak ister ki bir insan ?

Unkle Bob - Hold It Down

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder