31 Ocak 2009 Cumartesi

Son Gün Sendromu(Sympathy for the Devil Part-2)

Böyle bi sendrom var mı bilmiyorum ama umarım yoktur...Bana özel olsun bu sendrom çok hoşuma gidiyo haha.

Saat itibariyle bugün tatilim bitiyo ve ben Sakaryama üniversiteciime gidiyorum. Heheyt artık çarşamba günleri 10 da ders başlıyo ve 5 te bitiyo. Ara yok...7 saat ders. Heheyt artık cuma günleri İngilizce yok bu yüzden perşembeden gelemiicem eskisi kadar sık. Heheyt şuan üstüme kahve döktüm. Son gün sendromu bunların hepsinin nedeni. Peki ne lan bu son gün sendromu ?

Son gün sendromu bilimsel olarak henüz açıklanamamış , İsviçreli bilim adamlarının abuk subuk deneyler yapıp bu konuya değinmediği sendrom çeşididir. Bu sendromda semptomlar aracılığıyla beyin nöronları istek dışı çalışır vücut kendini kontrol ede...........Ne diyorum ben ya ?

Tamam başlıyoruz. Son gün sendromu habersizce çıkagelir. Mesela bi yerden uzaklaşmak sizin için problem değildir ama son gün bebeler gibi ağlayabilirsiniz ''Gitmiiiiiiiiiiceeeeeeeeem'' çığlıkları içerisinde ( tabi bu benim için geçerli bişey olamıyo maalesef )... Son gün sendromunda kahveler içilir , elden gelindiğince uyumamaya çalışılınır , böyle acıklı acıklı müzikler dinlenilir ( sörrenda ve somewhere only we know tavsiyedir ) ve bol bol dizi izlenilir ( grey's anatomy tavsiyedir ). Son gününüz ne kadar güzel geçerse o kadar acıtır canınızı kendinizle başbaşa kaldığınızda. Oz acıyo mu lan canın ? ...............Acıyo lan ahhahaha.

Peki bu sendrom ne zaman biter ? Otobüste mp3 ünüzü dinlerken bitmez. Hele bide cam kenarında oturuyosanız , arkanızda bıraktığınız yollar nası koyar adama var ya. Ancak gitmeniz gereken yere ulaştığınızda sendrom bitiverir. Sizin kontrolünüz veya isteğinizle başlamadığı gibi yine sizin isteğiniz dışı bitiverir. Fazlası bağımlılık yapar bitsin istemezsiniz ( nası bi salaklıksa artık )...

3 gün öncesinden başlamaz yada gittikten sonra...Son gün başlar ve kendinizi dinlemeye başladığınızda hissedersiniz. Ama alışırsanız fazla problem değildir çünkü olması gerekenin bu olduğunu bilirsiniz.

Sympathy for the devil.......Bu lafı daha çok sevmeye başladım. O adam ölmeyi hak etti mi bilmiyorum. Ölmeden önce yapmak istediği iyilik aslında kendisini kurtarmak içinmiydi yoksa gerçekten o çocuğa yardım mı etmek istedi onuda bilemiyorum. Çıkarmam gereken ders ''ying-yang olayı( hani var ya şu her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde bir iyilik vardır geyiği ) gerçektir'' miydi onu da bilmiyorum. Onun hakkında fazla emin olamadan öldü o adam. Belkide bu yüzden sempati duyuyorum ben. Benim için hep sırlarla dolu birisi olcağı için. Bence o adamda son gün sendromunu yaşadı. Ölümle dalga geçmesine rağmen idam edilirken ne kadar korktuğu gözlerinden belliydi. Limon kokusu..........Bizde ölmeden önce limon kokusu alır mıyız acaba ?

Ve o Thom Yorke gözlü hatun...Her zaman doğru veya iyi olanı yapmak zorunda mıyız diye sormama neden oldu. Çünkü eğer zorundaysak kötü bişimiş bu. Her zaman iyiyi ve doğruyu yaparken canımızın yanmasına ne kadar katlanabiliriz ? Katlanmak zorunda mıyız ? 3 Doğru bi gıdım tebessüm alır mı her seferinde suratımızdan ?

Ben gidiyorum ya...Bıraktğım gibi kalın gelince kontrol edicem.

Juliana Hatfield - So Alone

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder