Dün durup dururken aklıma kahve metaforum geldi... aslında durup dururken değil, var onun da bir hikayesi ama anlatmak istediğim şey bu sefer farklı.
Tam olarak ne zaman yazmışım diye dün gece sessizce konuğun oldum blog ama haberin olmadı. Bıraktığın yedek anahtarı hâlâ sakladığım için seni rahatsız etmek istemedim, çıt çıkarmadan girdim içeri. Seni terk etmiş olduğum bitkisel hayatınla yine baş başa bıraktım anlayacağın. Üzgünüm. Biliyorsun, iyileşmen ve beni iyileştirmen için elimden geleni yapmaya çalışıyorum oysa...
Her neyse; geldim, aradım, buldum. Buldum ama umduğumdan fazlasını görerek. Ben bu hikayeyi üç yazımda kullanmışım meğer ve hepsinde de o kadar farklı kişilermişim ki... Ne farklı duygulara, ne farklı benliklerime atıfta bulunmuşum. Kıçı kırık, anlamsız bir metafor, meğer ne çok anlamlandıramadığım hikayeme anlam katmış.
Bitkisel hayattasın, biliyorum. Yine de, bu kez başucuna oturup o hikayeleri sana bir kez daha anlatmak istiyorum. Beni duyacağına ve beni anlayacağına inanarak.
-----
23 Ağustos 2013 Cuma
Demek istediğimi anladın mı? Gece olmuş...ve ben kötü biri olmaya karar vermişim sanki."
-----
6 Nisan 2014 Pazar
"O gece, arka arkaya üç fincan kahve içtim. Evet, gün içinde bol
kahve içtiğim zamanlar çoktu ama ilk kezdi arka arkaya üç tanesini birden
tüketmiş olmam"
"Sonra?"
"Sonra...sonra kahvem bitti. Esnaf yeniden kepenk kapattı."
"Yani?"
"...birdenbire kelimesinin içerisinde iki tane 'bir' kelimesi saklı,
fark ettin mi? Bir...yani tek. Yalnızca tek sefere özgü olmalı"
"Hiçbir şey anlamadım"
"Sözümü kesmezsen, anlayacaksın...Yani, çay içmeye başladım işte.
Yine en umursamaz tavrımla. Ama bu kez 'birdenbire' hakkımı da kullanmış
olarak"
Yolda - Sonbahar
-----
11 Ocak 2015 Pazar
Hani var ya benim bir hikayem...arka arkaya üç fincan kahve içersin ve
yetmez. Sonra fark edersin ki kahven bitmiş ve sokağa çıktığında esnafın
kepenk kapattığını görürsün. Çay içmeye başlarsın umursamadan. Hah
işte; aklıma yaşanmış olan şöyle bir olay geldi. Biz ki; vakti
zamanında, gece sabaha vardı varacakken, içkimiz bittiği için açık yer
arayan insanlarız...ve Sakarya'da, evimize bilmem kaç kilometre
uzaklıkta olsa da, açık yer olduğunu öğrendik diye motosiklete atlayıp,
rakımızı almayı başarmıştık.
Esnaf kepenk kapatır. Sanırım bu durumda yapılması gereken, daha geniş bir çerçeveden açık kapıları tarayabilmek.
-----
Bitti. Hatırladın mı o günleri?
Diyeceğim o ki blog, bitkisel hayatta olan sadece sen değilsin. Hikayelerim de, benimle birlikte sana eşlik ediyor. Dolup taşıyorum çoğu zaman ama kelimelerim bulundukları yerde ıkış tıkış yaşamaya devam etmeyi tercih ediyor. Anlayacağın, burada tüm ölüler birbirleriyle savaşıyor. Günün sonunda ise elimde kalan yine yıllar öncesinden el sallayan hikayeler oluyor.
Demiş ya Bilge Karasu "Kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiçbirimiz bilemeyiz...Kimin hangi anısına nereden girip katılacağımızı da" diye... bence en kötü bilinmezlik, kendi anıların içerisindeki bilinmezliğe yine kendinin düşmesiymiş. Geçmişe dönüp baktığında bile cevabını bulamadığın, içinden çıkılmaz bir paradoks yaratıyormuş ve attığın her adımda o spiral, seni biraz daha sarıyormuş.
Biraz daha sıkışacağını bile bile hareket etmeye çalışmak. Hem de defalarca ve her seferinde aynı umutla... gülümsetti.
Ingrid Michaelson - Keep Breathing
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder