17 gün geç doğmuşum. Kendi doğum günümü de blog üzerinden bir gün gecikmeli kutlasam sorun olmaz herhalde.
Bu sene kendimi çok kaybettim. Olumlu veya olumsuz anlamda değil. Her şey kontrolüm altındaydı aslında. Nasıl tanımlayabileceğimi bilmiyorum, ben de yeni yeni fark ediyorum olan biteni. Yani, önceliklerimi ben belirledim. İsteklerime, beklentilerime... hepsine ben karar verdim, evet. Ama işte, sanırım çok körü körüne sabitlendim o önceliklere. Başka şeylere vakit ayırmayı unutacak kadar çok. İlginç bir seneydi ya.
Bu sene futureme'den mail gelmedi. Her sene gelirdi, bu seneyi es geçmişim. O da mesela, savrulduğum yönün, kendimi savsaklamama sebep olduğunu gösteren durumlardan biri oldu.
Gerçekten ilginç bir 29. yıl yaşadın be Oz. Geçtiğimiz senenin 21 Aralık günü, eski ajansında son günündü. Güzel insanlarla, güzel bir veda yaşadın. Hem ajansına hem de 28. yılına. 2 gün sonrasında da yeni ajansına ayak bastın. Gerçekten de yeni yaşında, yepyeni bir sayfa açmış oldun.
Saçma sapan mobbing yedin. Bardaktan damlalar hızlı hızlı taşar oldu. Sabrını iftira sınamak istedi, yok daha neler dedin ve istifa ettin. Sonra tabii, kariyerinin II.Özge'si olan Sera geri döndürdü seni kararından. Düşündün taşındın, kendin ol yeter ulan dedin. Su akar yolunu bulur ya hani, bulun bakalım diye karar verdin.
Kendi çevrene sahip oldukça, keyfin de yavaş yavaş yerine gelmeye başladı. Ortaya çıkardığın işler, muhtemelen 'torpilli' gözüyle bakılan sana, duyulmaya başlanan saygıyı getirdi. Sinsi işler peşinde koşan insanlar, susmak zorunda kaldı. Hatta bir süre sonra yüzüne gülüp, sohbet etmeye çabalar hale geldi.
Sonra bir kreatif direkörle geldi ajansa. Dakika bir, onunla iş yapman gerekti. Koskoca adam, ödüllerini dizse Karaköy'den evine yol yapabileceği kariyerle geçti karşına. Hani o ilk dakikadan beraber yapmanız gereken iş vardı ya, o günden sonra da nerede ne konkur hazırlığı olsa, ekipte seni görmek istedi zaten. Çalışmalarını görmesi, hatta övmesi mutlu etti. Çünkü bir kreatif direktörle bu denli iç içe çalışabilmek, gerçekten de harika bir şanstı. Ufkun açılacaktı, daha ne olsun! Şu an, bu ajansta kalmanın en büyük sebebi oldu kendisi.
Vücudumda çıkmaya başlayan kızarıklar, peşinden rahatsız edici kaşıntıları getirdi. Yırtarcasına kaşıdığım gecelerin sabahı, yaralarla kaplı bacaklarımı getirdi. Uyuyamadım günlerce. Geçer dedim, geçmedi.
O dertle gittin askere. Sıcak havanın teri çok zorladı seni. Kaşıntıların daha da kötü hale geldi. Bu böyle olmayacak dedin, asker dönüşü doğru hastaneye gittin. Nurtopu gibi bir atopik dermatitinin olduğunu öğrendin.
17 günlük askerlik genel olarak ne iyi ne kötüydü. Tam olması gerektiği gibiydi. Psikolojik olarak kendini iyi hazırlamışsın. Tebrikler. Tabii, kuzeninle aynı yerde, aynı ranzanın iki yarısı olmanız da bu sürecin geçişine oldukça olumlu katkı yaptı.
Askerden döner dönmez, terfi aldın ve ekip lideri oldun. Yoruldun, yorulmaya da devam ediyorsun. Ekibinde beş kişi, beş kişinin elinde on dokuz marka. Üstüne üstlük, bitmeyen konkurlar, sabahlamaya yeni bir boyut getiren koşuşturmacaların. Dile kolay. Yavaş yavaş yorulduğunu da hissediyosun zaten. Daha doğrusu, hissetmek değil, ikna oluyorsun. İyi bir tatile ihtiyacın var, artık kabul ediyorsun.
Bak mesela, sunumu ertesi gün olan konkurun çalışmaları için geceleyeceğini zaten tahmin ediyordun ama mevzunun, sabahın yedi buçuğuna kadar süreceğini ve ajanstan çıkıp, koştura koştura sunum yapılacak olan markanın şirketine gideceğini hiç düşünmemiştin. Oldu işte, bu da oldu.
İkinci kez beraber çalıştığın Sera, ikinci kez başka ajansa geçti. Hiç şaşırmadın bu duruma, Sera'yı iyi tanıyorsun ne de olsa. Herkes, şimdi ne olacak diye düşünürken, yerine başka direktör almamaya karar verildi ve sosyal medya tarafındaki iki ekip liderinin işi götürebileceği söylendi. İşin bir de yöneticilik kısmına girmiş olduk. Daha da yorucu bir tempomuz oldu. İşten çıkarmalardan görev dağılımlarına, işe alımlardan ekip motivasyonuna kadar pek çok konuda sorumluluk sahibi oluverdik.
Tam, el insaf dedin ve sigarayı bırakmaya karar verdin, çomak parmakların, kararına çomak soktu. Sebebi için olur olmadık testlere girdin. Kokutucu bir şey çıkmadı neyse ki. Sigarayı bırakabilmen için ihiyacın olan ilacı almana ramak kaldı. Tek korkun, ilacın yaratacabileceği depresif mod ama ona da psikolojik olarak kendini hazırlayabileceğine inanıyorsun.
Senenin özeti tam bu şekilde olacakken, Kristal Elma'ya gittin. Tam da doğum gününde. Markalarından birisinin gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projesi için hazırlanan belgesel ile aday olduğunuz kategorilerden iki ödülle döndünüz. Üstelik, bu ödüllerden birisi doğrudan sosyal medya çalışmaları ile ilgiliydi. Direkt emekle yaptığın katkı, ödüle kavuşmuş oldu.
21 Aralık 2018, eski ajansındaki son gün vedana denk gelmişti. 21 Aralık 2019, şimdiki ajansında kazandığın ödülleri hediye etti. Bu rastlanrıları nasıl tarif etsem bilmiyorum ama son iki senedir, doğum günlerimi unutulmaz hikayelerle süsledikleri kesin.
Gelelim eksik parçaya. Senenin özetini çıkarırken bile kendini belli ediyor aslında. Koskoca 365 günü anlatırken, neredeyse tamamen iş hayatımdan bahsediyorum. Çünkü özel hayatım, özel olamayacak kadar dağınık. Özel olmaktan çıkmış... ama toparlayacağım. 2020 için hazırladığım yapılacaklar listesi bir hayli kabarık. Yapılacak çok iş var. Çok ama keyifli...
Velhasıl kelam, iyi ki doğdun Oz... senin canın sağ olsun.
Travis - Mid-Life Krysis
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder