Ben sadece doğru tanımlanmak istedim. Doğru yerleştirilmek, doğru
yere oturtulmak, karıştırılmamak. Sonra, doğru anlaşılmak istedim. Hayatın hızlı rutininde gözden
kaçırılmayım istedim.
Kendime konduramadığım şeyler var ama üçtür dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum. Başkalarına da konduramadığım şeyler oluyor aslında ama dört haftadır o kadar yorgun, o kadar düzensiz ve o kadar beklenmediğim ki, diğerleri hakkında düşünmeye vaktim kalmıyor. İyi de oluyor bence. Kendimi veya sonuçları bir yere vardıramayacak şeyleri düşünmek, beni bitkin düşürmekten başka bir halta yaramıyordu. Hem, ben nerede kaybettiysem, hepsinde de çok fazla düşünmekten, hesaplamaktan ve empati sınırlarını zorlamaktan kaybetmişim. Galiba bu da, "If anyone who looks on to the world as if it is a game of chess, deserves to lose." cümlesini haklı çıkarıyor.
Sigarayı yeniden artırdım. Besin düzenimi batırdım. Projelerime ara vermek durumunda kaldım. Kahveden uzun süre ayrı kalamadım... Galiba yeniden işe başlamak, kavuşmaktan zevk aldığım tüm düzenimi yeniden yerle bir etti. Yine de, cebimdeki parayı dışarıya açılmak için harcamaya başladım. Konserlere yatırımlar yaptım, yapmaya da devam edecek gibiyim. Alkolü tadında bıraktım ama gerçekten de keyifli bir ortamdaysam 'bir tane daha alayım!' demekten kendimi alıkoymadım. Gecenin ikisinde Kadıköy'e açıldım, sabah sekizde eve döndüm. Yeni insanlar tanıdım, çekingenliğime ağır adımlarla da olsa son vermeye niyetlendim.
Hayatım nasıl ilerliyor pek emin değilim ama ruh hali olarak iki ay öncesinden kesinlikle çok daha iyiyim. Bunun iki temel sebebi olduğunu düşünüyorum. Birincisi, oturduğum yerden sürekli yerdiğim insan kalabalığının arasına karışmaya karar vermiş olmam. Onlar yüzünden saklanamazdım. Pek çok gerizekalının ve aptalca çevrelerin rezil davranışlarını görmemek adına, dışarıdan kendimi soyutlamak sadece bana zarar veriyordu. Neden meydanı onlara bırakıp hayıflanıyordum ki? Hâlâ nefret ettiğim insan prototipleriyle karşılaşıyorum ama biliyorum ki, benim gibi insanlar da var. Hatta ve hatta bilmenin ötesinde, onlarla birlikteyim.
İkincisi ise vazgeçmiş olmak. Ne doğru yere oturtulmak, ne karıştırılmamak ne de gözden kaçmış olmak artık umurumda değil. Başkalarına anlam verebilmek ve 'neden' sorusuna cevap aramak fazlasıyla yersiz geliyor. Empatimi, gerektiği kadar kullanıyorum. Anlaşılamadıklarımı anlamaya çalışmak nasıl da beyin kemiren bir aktiviteymiş. Seni olduğun yere çivileyiveriyormuş. Ayrıca, hayatımın yönünü değiştiren kararlardan birini hiç düşünmeden verdiğimi düşünürsek, her zaman güvenle adım atmaya çalışmak da pek bir anlamsızmış.
Zeka konusunda çok da kötü sayılmam bence. Yani, ayağımı yerden kesiyor işte... ama her şeyi hesaplayabilecek ve doğru noktaya vardırabilecek kadar da değilim. Kimse değil.
Son iki ayımdan memnunum. Düzensizliğimin içine bile güzel baharatlar katmayı başarıyorum. Gerçekten de sıfırdan başlıyorum. Kaybedecek hiçbir şeyimin olmadığını bilmek, güzel hissettiriyor.
Neyse, sonuç olarak demek istediğim, biri benimle Angus & Julia Stone veya Patrick Wolf konserine gelebilir mi?
Dirk Maassen - Anmut
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder