20 Aralık 2014 Cumartesi

Nice Yaşlanmalara

Benim bir kumbaram var. Geçen sene hediye edilmişti, inzivaya çekilen ve Mehmet'le huzur dolu bir hayale yelken açan Tijen tarafından. Güzeldi geçen sene, bu sene de bir o kadar güzel. Şanslı biri olabilirim. Herneyse yahu, sonuç olarak yazım sona erdiğinde, o kumbarayı nihayet açacağım ve içinde birikmiş olan parayı cep edebileceğim.

Niye bilmiyorum ama öyle karar verilmiş, vermişim. Bir süre sonra para biriktirmeyi bıraktığım kumbara, açılacağı günü ilgiden mahrum şekilde beklemeye başlamıştı. Bence iyi dayandım. Nice çulsuzluğuma rağmen inat ettim...ve beklediğim gün geldi.

Doğum günü...ve ben tabii ki geleneğimi bozmuyor, günü Mid-Life Krysis şarkısıyla karşılıyorum. Az önce ayak basmış olduğum evde, yüzümdeki gülümsemeden ödün vermemeye devam ediyorum.

Kimi zaman oluyor, beni mutlu eden insanlara 'Neden?' diye sormak istiyorum. Neden benim göremediklerimi bende görmek adına uğraştıklarını ve nereden çıkageldiklerini anlamlandırmak istiyorum. Aslında, tüm bu hikaye tam on bir ay öncesine dayanıyor...ve anlaşılan o ki ufak boy mucizeler, rastlantılarla oldukça güzel bir ikili oluşturmaktan hiç vazgeçmeyecek.

Çocuk. Senin şimdi bu yazılanlardan haberin olmayacak. Belki ileride görebileceksin, belki de hiçbir zaman...ama, bazısını sana da söylediğim, bilmen gereken şeyler var.

Buralar hep benim mesela. Kimi zaman kendiğimi eğlendiririm, kimi zaman huzurumu paylaşırım, kimi zaman diplerde saklanmaya çalışan içimi dökerim. Mesela buraya döktüklerim, dışarıdan görülemeyecek kadar uzaktır bazı zamanlar.

Sonra, doğum günü ve yılbaşı içerikli yazılar yazmak adetimdir. Normalde Aralık ayının gelişini de asla es geçmem ama bu sene eşeklik ettim. Bitkin bedenime yenik düştüm, sen de biliyorsun zaten.

Şimdi. Kolay olmuyor ifade etmek ama nadir de olsa ağzımdan fırlayıveriyor işte cümleler. Hem de toparlanamadan, tek sıra haline getirelemeden. Neyse, ne diyorduk...evet, şimdi. Yüzüne de söylesem, yetmiyormuş gibi. O yüzden, bir kez daha dile getirmek istiyorum. Bence geldiğin iyi olmuş. Verdiğin sözü tutabilmek adına inat ettiğin de güzel olmuş.

Sen güzelsin yastık yanak...ve sanırım yanılıyormuşum. Aslında ben de güzelmişim. Sayende farkına varıyorum.

Hediyelere anlam katan, hafızalarda saklı kalan maneviyatlarıymış. Daha yeni yaşıma ayak basmamışken hediyelere boğulmuş olmaksa, halihazırda utangaçlığıyla nam salmış yanaklarıma, artıdan kırmızı tonlar ekliyormuş. Tek yapabildiğim ise teşekkür edebilmek ve sıkıca sarılabilmek.

Belki de, dürüst olduğumdandır tüm bunlar. Hep dürüsttüm. Bunu övünmek için söylemiyorum, çünkü aslında olması gereken şey de zaten bu. Sonra gelecek zaman, davranışlarıma göre filizlenir oluyor, kendini asla belli etmeden. Bazı zamanlar geç kalıyor ama bana getirdikleri, homurdanmamın önüne geçiyor.

Zarar karşılandı. Herkes, olması gerektiğinin yanında safını tuttu. Duygu körlüğünü kullanmaktan inatla sakınanlara selam olsun öyleyse.

İyi ki doğmuşum. Benim canım sağolsun.

Travis - Mid-Life Krysis

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder