Sessiz değilim aslında. Buralara öyle görünüyorum.
Kurmam,
kuramam ki dediğim cümlelerin birer birer ağzımdan çıkışına izleyici
kaldığım ve durum karşısındaki şaşkınlığımı hâlâ atlatamadığım bir
dönemdeyim.
Sinir, kızgınlık, gerginlik dolu hayatımı
atlatmam, atlatamam ki diye düşünürken, en naif hâlimle tanışıklığımın
bilmem kaçıncı ayına ayak basıyorum. Değişmem, değişmek de istemem. Ama
bu, olmak isteyip de, bir türlü olamadığım o adama yaklaşmak adına
benliğimden ödün vermeyeceğim anlamına gelmiyor. Değişiyorum aslında
farkında olmadan...tam da istediğim yönde.
Gizliden
gizliye, kimseye haber etmeden iki yıldır sürdürdüğüm amacımı, yavaş
yavaş paylaşmaya başlıyorum. İlk ve mümkünse belirli süre tek bileni
olmasını istediğim adamın övgü dolu sözleriyle karşılaştığımda, utançtan
yanaklarım kızarmaya devam ediyor elbet ama güzel bir şey başarmak
üzere olduğumu bilmek de hoşuma gidiyor. Öylesine etkileniyor ki o adam,
kontrolüm dışında paylaşmaya başlıyor bu amacımı, işin ehli olduğuna
inandığı kişilerle. O adamın mutluluğu ve benimle duyduğu gururu görmek,
tarif edilemez mutluluğumun önünü açıyor. Kimsenin kilidini kırmakta
başarılı olamadığı gizli bir benliğe sahip olmak, bazen güzel
olabiliyor. Zaten kapının açıldığını gören insanlar da, kilidi kırmadan,
davetlim olarak ayak basıyorlar, gizlenmeyi tercih etmiş olan tarafıma.
Yine de, onlar bile görmesin istiyorum bütünümü.
İnsanlar
her zaman ki gibi gelip geçecektir elbet. Gelmelerini sabırla
beklediğim kişileri ise, elimde tutmak için nasıl bir azim
gösterebileceğimi bir kez daha kendime kanıtlayabilmiş olmam ne hoş.
Buna rağmen gidenler oldu, olacaktır da. Gitmek isteyenler, gitmelerini
istediklerim...hiçbirine kin veya nefret barındırmadım içimde. Hepsini
topladım, harmanladım ve umuta dönüştürdüm. Hakkını yememek lazım ki,
Billy Talent'tan aldım bu tavsiyeyi de. Gidenlerden seyrekçe kişisine,
yalnızca şükranlarımı sunmak için yer açtım zihnimde. Hatırladıkça
gülümseyim isteyim. Hiç ummadığım kişiler, nasıl da güzel gülümsetir
oldu beni son zamanlarda. Hiç haberim olmadan, usuma yerleşen insanlar,
iyi ki yerleşmişler. Mülteci edasında saklanmış o kişilere de bir
apartman ayarladım, rahatça dolaşabilsinler diye anılarımın
sınırlarında.
Yahu bak, aklıma geldi yine. Ne de güzel kadın şu Tijen.
'Zeus'un Tembel Cuması' hikayesini bilir misiniz? Ben yazdım, oynadım. Birgün toplanalım da, size de anlatayım hikayemi.
Umut
vericiydi bu yılım. Gülümsemeyi hatırlattı bana. Güzel kararlar almama
olanak verdi. Müziğin gücüne bir kez daha inanmamı sağladı. Bir de kedi
verdi, aşure yemeyi pek seven. Sorumluluğun farklı bir yönünü daha
öğretti. En çaresiz dönemimde bile, kendime sıkıca tutunabileceğimi
idrak etmemi sağladı. 'Abi, bu yoldan hiç sapmadan devam edeceksin' diye
de yol tarifi verdi, devir teslim yapacağı yılıma.
Ha bir de, tohum verdi bana. Heybetli bir şeftali ağacına dönüşebileyim diye.
Bakma,
kötü haftaya denk geldim aslında. Zor geçmesi muhtemel ayların kapısını
açan günlerden geçtim. Olsun. Huzurla yüzyüze tanışabildim ya sonunda,
sırtım pek kolay yere gelmez artık.
Doğum günümde bilgisayarımdan uzak, huzurumun ise yanıbaşında olacağım. Şimdiden kutlayayım istedim kendimi. Aferin len Oz, bir seneyi daha atlattın.
İyi ki doğmuşum. Benim canım sağolsun.
Me And My Drummer - You're A Runner
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder