14 Aralık 2013 Cumartesi

Açıklayabilirim

Sessiz değilim aslında. Buralara öyle görünüyorum.

Kurmam, kuramam ki dediğim cümlelerin birer birer ağzımdan çıkışına izleyici kaldığım ve durum karşısındaki şaşkınlığımı hâlâ atlatamadığım bir dönemdeyim.

Sinir, kızgınlık, gerginlik dolu hayatımı atlatmam, atlatamam ki diye düşünürken, en naif hâlimle tanışıklığımın bilmem kaçıncı ayına ayak basıyorum. Değişmem, değişmek de istemem. Ama bu, olmak isteyip de, bir türlü olamadığım o adama yaklaşmak adına benliğimden ödün vermeyeceğim anlamına gelmiyor. Değişiyorum aslında farkında olmadan...tam da istediğim yönde.

Gizliden gizliye, kimseye haber etmeden iki yıldır sürdürdüğüm amacımı, yavaş yavaş paylaşmaya başlıyorum. İlk ve mümkünse belirli süre tek bileni olmasını istediğim adamın övgü dolu sözleriyle karşılaştığımda, utançtan yanaklarım kızarmaya devam ediyor elbet ama güzel bir şey başarmak üzere olduğumu bilmek de hoşuma gidiyor. Öylesine etkileniyor ki o adam, kontrolüm dışında paylaşmaya başlıyor bu amacımı, işin ehli olduğuna inandığı kişilerle. O adamın mutluluğu ve benimle duyduğu gururu görmek, tarif edilemez mutluluğumun önünü açıyor. Kimsenin kilidini kırmakta başarılı olamadığı gizli bir benliğe sahip olmak, bazen güzel olabiliyor. Zaten kapının açıldığını gören insanlar da, kilidi kırmadan, davetlim olarak ayak basıyorlar, gizlenmeyi tercih etmiş olan tarafıma. Yine de, onlar bile görmesin istiyorum bütünümü.

İnsanlar her zaman ki gibi gelip geçecektir elbet. Gelmelerini sabırla beklediğim kişileri ise, elimde tutmak için nasıl bir azim gösterebileceğimi bir kez daha kendime kanıtlayabilmiş olmam ne hoş. Buna rağmen gidenler oldu, olacaktır da. Gitmek isteyenler, gitmelerini istediklerim...hiçbirine kin veya nefret barındırmadım içimde. Hepsini topladım, harmanladım ve umuta dönüştürdüm. Hakkını yememek lazım ki, Billy Talent'tan aldım bu tavsiyeyi de. Gidenlerden seyrekçe kişisine, yalnızca şükranlarımı sunmak için yer açtım zihnimde. Hatırladıkça gülümseyim isteyim. Hiç ummadığım kişiler, nasıl da güzel gülümsetir oldu beni son zamanlarda. Hiç haberim olmadan, usuma yerleşen insanlar, iyi ki yerleşmişler. Mülteci edasında saklanmış o kişilere de bir apartman ayarladım, rahatça dolaşabilsinler diye anılarımın sınırlarında.

Yahu bak, aklıma geldi yine. Ne de güzel kadın şu Tijen.

'Zeus'un Tembel Cuması' hikayesini bilir misiniz? Ben yazdım, oynadım. Birgün toplanalım da, size de anlatayım hikayemi.

Umut vericiydi bu yılım. Gülümsemeyi hatırlattı bana. Güzel kararlar almama olanak verdi. Müziğin gücüne bir kez daha inanmamı sağladı. Bir de kedi verdi, aşure yemeyi pek seven. Sorumluluğun farklı bir yönünü daha öğretti. En çaresiz dönemimde bile, kendime sıkıca tutunabileceğimi idrak etmemi sağladı. 'Abi, bu yoldan hiç sapmadan devam edeceksin' diye de yol tarifi verdi, devir teslim yapacağı yılıma.

Ha bir de, tohum verdi bana. Heybetli bir şeftali ağacına dönüşebileyim diye.

Bakma, kötü haftaya denk geldim aslında. Zor geçmesi muhtemel ayların kapısını açan günlerden geçtim. Olsun. Huzurla yüzyüze tanışabildim ya sonunda, sırtım pek kolay yere gelmez artık.

Doğum günümde bilgisayarımdan uzak, huzurumun ise yanıbaşında olacağım. Şimdiden kutlayayım istedim kendimi. Aferin len Oz, bir seneyi daha atlattın.

İyi ki doğmuşum. Benim canım sağolsun.

Me And My Drummer - You're A Runner

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder