Anladım ki; çevremdeki insanlara, içinde bulunduğum hissizliği, kayıpları, somurtkan yüzümü ve ihtiyarlamış gözlerimi gösteremiyorum. Eskiden göstermiyordum, şimdi gösteremiyorum. Aradaki fark tüylerimi ürpertiyor.
Belki de bilmek istemiyorlardır. Daha doğrusu, görmek...Ben güldürürüm. Yıllardır yaptığım en iyi işlerden biridir. İnsanlar beni sevdiğini söyler. Öyle geçiştirerek de değil, alenen 'seni seviyorum' derler işte. Çünkü güldürürüm. Dinlerim, dinliyormuş gibi yaparım, konuşmalarına izin veririm. Üzerimde her türlü oyunu oynayabilirler. O gün hangi ruh halini yaşamak istiyorlarsa, beraberce yaşarız. Başkalarından öğrenip, biriktirdiğim tüm numaraları, diğer insanlara satarım. Fıkra anlatmak dışında. O konuda gerçekten berbatımdır.
İnsanların gülmesini severim çünkü gülmeyi severim. Rezil bir gülüşe sahip olduğum için de, bunu dışarıya pek fazla yansıtamam. Bu yüzden de, gülsünler isterim. Benim yerime de gülsünler.
Bazen, sonunu bile bile yanlış kararlar veririm. Boşluktur sonuçta, savunma mekanizman yoktur. İraden çökmüştür. Doğruların seni terk etmiştir. Hata yapman için gereken tüm şartlar oluşmuştur ve geriye sadece yapman gereken hamle kalmıştır. Kim tutacaktır ki seni, sen de bodoslama dalarsın o hatanın içine. Sonunu düşünmeden vakit geçirirsin bir müddet. Hoşuna da gider aslında, tabii kısa bir süreliğine...ama yapacak başka hiçbir şeyin yoktur ki. Bataklık seni halihazırda içine çekmiştir ve hayatına fazladan bir hata daha eklemenin sana bir zararı dokunmayacaktır.
İki gündür inadına aynaya bakıyorum. Yaşlı ve tarif edilemez derecede çirkinim. Oysa suratım üç hafta önceki suratla aynı, sadece sakal niyetine çıkan tüylerim uzamış, hepsi bu. Üç hafta önce bu surata bayılıyordum. Sempatikvari ve korkusuzdu.
Ankara'ya niye geldiğimi en başından beri biliyordum. Saklanacaktım. Bu suratı kimsenin görmemesi gerekiyordu. Görürlerse, doğru gitmeyen bir şeylerin olduğunu fark ederlerdi. En azından ben öyle düşünüyordum.
Saklanmak için geldiğim şehirde, müthiş bir kalabalıkla karşılaştım. Her yerden birileri sıçrıyordu. Benden habersiz, benim dahil olduğum planlar yapılıyordu ve ben yaprak misali rüzgarın savurduğu her yere gidiyordum.
Dört gün sonunda terk etmeyi planladığım şehirde, yedinci günümü doldurdum. Tek bir günüm bile boş geçmedi, yalnız kalamadım. Bu geceyse, İzmir'e gidiyorum. Saklanamayacağımı bile bile, şansımı denemek istiyorum. Ne de olsa kaybedecek hiçbir şeyim yok. Hata yapmak bana serbest.
Sana yakın olduğunu düşündüğün kişilerin değil de, nereden çıktığını bile fark edemediğin yabancıların, gözlerinin içine bakıp 'sen mutsuzsun' diyebilmesi ne garip.
Air Traffic - Time Goes By
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder